Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 19:45
Gospodinov'un çok okunan, listelerde üst sıralarda olan bir kaybı, bir yası paylaştığı "Bahçıvan ve Ölüm" e bir yorum getirmek çok zor. Üzerine ne söylenebilir bilemiyorum, açıkçası bilmek istediğim bir şey olduğuna dahi emin değilim sanırım. Kitabımız bir ölümün yaşanacağını başından söylüyor bize. Konu baba kaybı olunca "yarın babam ve anneme bir şey olursa ne yaparım?" sorusunu şimşek gibi çakarak tekrar gündeme geldi benim için. Yokluğuna hazır olmadığımız, olamadığımız ebeveynlerimiz göçüp gittiğinde aynı biz olabilir miyiz? Yoksa ileri ki yaşlarımızda onlara mı benzeriz? Psikolog Gökhan Çınar "ben babam gibi olmayacağım." cümlesi çok büyük bir tuzak demişti, çünkü gündelik hayatta bile bazı benzerliklerimizin farkına varıyoruz. Aslında farkımız yok ebeyvenlerimizin devamıyız hayatın içinde. Baba-anne kaybım yok çok şükür, olmasından en çok korktuğum şey yokluklarının ortasına düşmek. Çünkü eğer anne babamız göçerse hiçbir şey eskisi gibi olmayacağı için hayat hiç de anne babamız gibi korumacı olmayacak bize karşı. Bu çok üzücü, yıpratıcı, hırpalayıcı bir gerçek. Babası hayatta olmayan arkadaşlarımın yanında "baba" demeye imtina ederim, benim de kalbim kırılır. Yaklaşık 2,5-3 yıl evvel çok sevdiğim bir arkadaşım babasını kaybetti, benim de hastane sürecim olduğundan dolayı arkadaşımın yanında bulunamadım. Sanki kaybı yaşayan benmişim gibi öyle canım sıkıldı ve öyle çok üzüldüm ki o güzel insanın ve kardeşinin yanında olamadığım için, bugün bile aynı kırgınlığı yaşıyorum hâlâ... Dediğim gibi bir baba kaybı değil ama anneanne, babaanne, dede kaybım var... Annneannemin ve dedemin cenazesi bugün gibi aklımda, çok taze hâlâ. Ölüm hayatı hatırlatıyor insana, anneannemin hem kendi evinde hem de köyde bahçesi vardı. Kendi elleriyle ekip biçtikleri ondan sonraki döneme acı verdi sahiden. Vefat etmeden bir hafta önce pazara gitmiş, almış olduğu kuruları kavanozlamış. Cenazesinde kullanıldı malzemeler. Dedem vefat etmeden çikolata vermişti, anneannem de ben hastalanınca evdeki şekerlerden getirmiş "kusura bakma kızım,çarşıya gidemedim bunları getirdim." demişti. Yazarken dahi içim acıdı. En güzel şey sizlerin varlığıydı anneanne, siz yoksunuz hiçbir şey aynı değil. Kitapta da bir hastalık süreci, alınan kemoterapiler, tedavinin seyrinin bile ailesini sona taşıdığı kısa bölümlerle anlatılmış, zaten sonu başından belli. Anıları önüne seren anlatıcımız, yas sürecini yazarak atıyor içinden. Gençlik dönemlerinden yaşlılığına kadar çocukları için mücadele eden bir bahçıvanın bahçede başlayan serüveni, yaşlılığında hangi bitkiyi nasıl toprakla buluşturduğunu, ekip biçme dönemini yazdığı defterler anlatıcımızın yas sürecine katkı sağlıyor. Son olarak çok fazla okunsa da bahsedildiği gibi beni ağlatmadı, evet hüzünlü bir süreçti, evet uzun sayılabilecek bir ömürde bizi hayata kazandıran ebeveynimizin bir gün olmaması, toprak olacak olması çok üzücü ama bir şeyler eksikti sanki.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.