Bugün sizlere korku-gizem türünde bir öykü kitabı ile geldim. @harun_akdas ’ın yazdığı “Alacakaranlık Öyküler’i” okurken sürekli şunu düşündüm: Bu öyküler karanlığı bağırarak anlatmıyor, usul usul yaklaşıyor. Yazarın dili sakin ama altı hep huzursuz; okurken bir şey olacak hissi hiç kaybolmuyor. Tam “alıştım” dediğiniz anda, öykü sizi başka bir karanlık duyguya sürüklüyor.
Kitaptaki hikâyeler kısa ama etkileri uzun. Gündelik hayatın içinden seçilmiş gibi duran anlar, bir anda tuhaflaşmaya başlıyor. Abartılı korkular yok, kan yok; daha çok insanın içini kemiren, adını koyamadığınız bir tedirginlik var. Bence kitabın en güçlü yanı da bu: korkutmak yerine rahatsız ediyor.
Bazı öyküler bittiğinde durup bir süre boşluğa bakıyorsunuz. Çünkü anlatılan şey yalnızca hikâye değil, insanın kendi iç karanlığıyla da temas ediyor. Dil akıcı, anlatım sade ama atmosfer çok güçlü. Hızlı okunan ama çabuk unutulmayan kitaplardan.
Karanlık öyküler seviyorsanız ama “fazla”ya kaçmadan, daha çok hisle ilerleyen bir şey arıyorsanız Alacakaranlık Öyküler size de hitap edebilir. İyilikle ve kitapla kalın.