İnsanın benliği vardır. Din, kendi dünya görüşünü bulamayan, dolayısıyla kendini tanıyamayan, insanlara yardımcı bir niteliktedir. Amaç değildir, araçtır. Çünkü bu tür insanlar dine görüş mahiyetiyle değil kavram suretiyle yaklaşır. Dinler kavramsallaşmıştır. Bir Müslüman ile geleneksel Afrika dinine mensup bir insanın ahlâkı ele alış biçimi aynı değildir. Burada ''dinlerin bütünsel ahlâk yaklaşımı''ndan söz edilebilir mi? Hayır. Yalan söylememek, iftira atmamak, hak yememek gibi dinler içinde günah sayılan durumlar dinler öncesinde de evrensel ahlâk dediğimiz duruma tekabül eder. Din yaşam şeklidir kesinlikle, doğru. Ahlâk da bunun içindedir doğal olarak. Tam da bahsettiğim sıkıntı burada. Birçok insan kendi dünya görüşünü yüksek çoğunlukla çevresel nedenlerden din olarak yaşıyor, yani inandığını sandığı dine ayak uydurmaya çalışıyor. Dini, kendi dünya görüşleriyle yorumluyor ki ona ayak uydurabilsin. Bu, inanç boyutundaki ahlâkını tamamen yıkıyor. Bakarsanız dinler, yüzyıllara göre şekil almakta. Ahlâkın ele alınış biçimi de değişiyor. Ahlâk, din boyutuna indirgenemez. Şehvetin esiri olmasının tam aksine şehvet, ahlâkın esiridir.