(spoiler)
Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint-Exupéry’den daha akıcı ve bütünsel bir hikaye beklentisiyle başladığım İnsanların Dünyası, maalesef beklentilerimin uzağında kalan bir deneyim oldu. Kitap, simgesel anlatımıyla yer yer derinleşse de kurgusal açıdan oldukça parçalı, hatta bazen kopuk bir yapıya sahip.
Kitap kapağı ve yazarın ünü nedeniyle bir şekilde Küçük Prens ile doğrudan bir bağ kuracağımı düşünmüştüm ancak bunun büyük bir yanılgı olduğunu kısa sürede anladım. Karşımızda ne tam bir çocuk kitabı ne de sürükleyici bir yetişkin romanı var; daha çok bir "ara kitap" veya pilotun uçuş defterine düştüğü felsefi notlardan oluşan bir "mola kitabı" duruyor.
Metin boyunca karşımıza çıkan pek çok kişinin varlık sebebi ve hikayedeki işlevi maalesef net bir zemine oturmuyor. Aslında internetteki pek çok edebi analizde bu kitabın bir "roman" değil, bir "anı-felsefe" derlemesi olduğu vurgulanıyor; ancak bu durum okurken hissettiğim o dağınıklığı pek hafifletmiyor. Örneğin, bir kölenin özgürlüğü için verilen mücadelenin anlatıldığı bölüm duygusal olarak etkileyici başlasa da, hikayenin yarım kalmış hissi yaratması verilmek istenen mesajın etkisini zayıflatıyor. Yazarın pilotluk mesleği ile çöl sevdasını birleştirme çabası açıkça görülse de, bu teknik anlatımlar bir noktadan sonra merak uyandırıcı olmaktan çıkıp okuma sürecini fazlasıyla ağırlaştırabiliyor.
Exupéry’nin hem bu kitabında hem de Küçük Prens’te hissettiğim ortak bir nokta var: Hiç bitmeyen bir arayış hali. Sanki yazar, çölde ve gökyüzünde bir şeyler arıyor ama ona asla tam anlamıyla ulaşamıyor. Diğer okurların "insan olmanın anlamını çölde bulmak" olarak yücelttiği o bölümler, bence kitabın geneline yayılan dağınıklığı ve durağanlığı kurtarmaya ne yazık ki yetmiyor. İçinde çok kıymetli ve derin anlamlar barındıran cümleler (o meşhur pırıltılar) olsa da, onları bulmak için sayfalarca süren bir uçuşun yorgunluğuna katlanmak gerekiyor.
İnsanların Dünyası, edebi bir bütünlükten ziyade felsefi bir sorgulama peşinde olanlar ve "uçmak" eylemine romantik bir anlam yükleyenler için uygun olabilir. Ancak akıcı bir olay örgüsü arayanlar için "bir an önce bitsin" dedirten, zorlayıcı bir okuma vaat ediyor. Belki sadece derin düşüncelere dalmak, hatta biraz da yazarın o yalnız dünyasına ortak olmak için verilecek kısa bir mola sırasında göz atılabilir.
Şimdiden (sabırlı ve) keyifli okumalar!