Yazar Jules Soury tarafından, 1877 yılında kaleme alınan “La Religion d’İsrael Etude de Mythologie Comparee” adlı makalenin tercümesi olan bu kitap, filolojik metotla İsrail dinini, yani Yahudiliği incelemekte olup bu dinin arka planında yer alan kültür ve inanışlar üzerinde durmaktadır. Yazar öncelikle Sami kavmini oluşturan halklar üzerinde durup bu halkların ilk yerleşim yerleri olarak bilinen Mezopotamya’dan göç etmeden önceki kültürel oluşumları ve tanrı inançlarını ele almıştır. Yazar Sami ırkına mensup halkların ilk dinlerinin çok tanrıcılığa ve putperestliğe dayandığını belirtiyor. Ayrıca bu halkların kabilelere ayrılmış olup her kabilenin kendisine ait tapındığı bir tanrısı olduğunu da ekliyor. Mezopotamya’dan çıktıklarında gelişmiş bir destan yaratabilecek kültüre sahip olmadıklarını ve bu sebeple de ancak muğlak dini kavramlar üretebildiklerini ifade etmektedir yazar. Mezopotamya’dan Kenan diyarına göç eden ve oradan da Babil’e sürgün edilen Yahudilerin, gittikleri bölgelerdeki halklarla temaslarından kaynaklı olarak bir inanç etkileşimine girdiklerinden bahsedilmektedir. Yahudi halkının göçebe ve sürgün olarak yaşadıkları hayatlarında Babil, Mısır, Asur, Fenike gibi geniş kültürlere ve mitolojik efsanelere sahip olan bu halklarla girdikleri etkileşimlerin şu an sahip oldukları inançlarının kaynağı olarak görülmektedir.
Kitabın belirli kısımlarında yazar tarafından sert bir şekilde eleştirilen Sami halkının, özellikle de Yahudi ve Arap ırkının sahip olduğu bir çok kutsal inancın Sümerler olarak bilinen Asurluların, Mısır ve Babillilerin mitolojik efsanelerinden uyarlanan aslında natüralist bir din olduğu açıkça belirtilmektedir.
Sonuç olarak kitabın bize sunduğu İsrail dini; bir anda gökten ilahi bir şekilde inmeyip, farklı toplulukların mitolojik, kültürel ve politik etkileşimleri sonucu evrimleşerek bugünkü haline ulaştığı şeklindedir.
Bu dinin ilk oluşum döneminde, El, Baal, Molok gibi bir çok tanrı mevcuttur. İsaril’in asıl tanrısı olarak bilinen Yehova’da bunlardan yalnızca bir tanesidir.
Başlarda tanrı Yehova’da diğer tanrılar gibi kendisine adaklar adanan, sunaklar sunulan milli bir doğa tanrısıdır. Hatta kitapta tanrı Yehova, metalden yapılmış bir boğa figürü olarak tasvir ediliyor ve bunun Yahudilerin eski natüralist dinlerinin bir delili olduğu belirtiliyor. Daha sonraları Yahudilerin, göçler ve sürgünler sayesinde evrimleşen dinleriyle birlikte milli bir doğa tanrısı olan Yehova, “ahlaki yasa koyucu”ya dönüşerek evrensellik kazanıyor. Yani özetle Jules Soury bize, Yahudiliğin mitolojinin ışığında milli bir dinden nasıl evrensel bir dine dönüştüğünü; putperest ve çok tanrılı inançtan, tek tanrıcılığa geçiş sürecini ve bugünkü haline evrildiğini anlatıyor.
İlgilisi için tavsiye ederim.. Keyifli okumalar dilerim..