Hayatta hepimizin yaşadığı güçlü duygular ve herkesten sakladığımız gizli arzularımız vardır. Bu bazen bir pişmanlık, bazen yalnızlık, bazen de beğenilme arzusudur. Kendimizi etrafımızdaki insanlara rağmen yalnız hissedip buna yakınırız. Hayattaki şansımıza küseriz.
Mutlu olarak başladığımız evliliklerde bile, değişen süreçlerle birlikte duygularımızı ve düşüncelerimizi arka plana itip farkında olmadan kendi mutsuzluğumuza sebep oluruz. Ya da kendimizi yeterince güzel bulmadığımız için içten içe bir aşağılanma duygusu taşırız.
Peki ya bunların sorumlusu, farkında olmadan sergilediğimiz davranışlarımız ve bastırdığımız duygularımızsa…
İşte tam bu noktada tek bir şeker mucizevi bir etki yaratır; insanlara göremedikleri gerçekleri gösterip hayatlarını düzeltme şansı sunar. Ama aynı anda, insanın açgözlülüğünü de gözler önüne serer.
Hikâye hikâye ilerleyen bu kitapta, insanların gizli arzularını gerçekleştiren çeşitli geleneksel şekerlerin bulunduğu bir sihirli şeker dükkânı ortak payda olarak karşımıza çıkar. Oldukça masalsı anlatılan bu dükkân, bakıldığında aslında bir metafor niteliği taşır. İnsanların en çok ihtiyaç duyduğu anda ortaya çıkar ve kişinin en gizli arzularına, bastırdığı duygularına göre şekillenir.
Şekerler oldukça işe yarar gibidir… Tabii kullanım şartlarına uyulduğu sürece. Aksi takdirde yan etkilerinden dükkân sorumlu tutulmaz. Tıpkı hayat gibi; bedelsiz hiçbir şey yoktur.
Belki de bu yüzden, herkesin hayatında bir kez yolu o dükkâna düşer.
Peki bu şeker dükkânı nasıl ortaya çıkmıştır?
Onun cevabı ise kitabın derinliklerinde gizlidir.