Gönderi

Puan vermedi·112 syf.··
2026 4. kitabı
Hikâye, dışarıdan bakıldığında büyükannesiyle aynı evde yaşayan bir kız çocuğuyla başlar. Daha kitabın ilk sayfalarında aralarındaki soğukluk hissedilir. Bu mesafe; geçmişten beri süregelen aile sorunlarının, bastırılmış duyguların ve yüzleşilmeyen gerçeklerin bir sonucudur. Ev, yalnızca birlikte yaşanan bir mekân değil, gizlenmiş aile sırlarının da taşıyıcısıdır. Kitap yer yer fantastik bir atmosferle ilerler. Evde duyulan garip sesler, büyükannenin yaptığı büyüler ve bunların yarattığı huzursuzluk, zamanla dış dünyanın da dikkatini çeker. Gazeteciler evin etrafını sarar. Başıboş kalan ruhların bir sığınak gibi kullandığı bu ev, aynı anda hem kalabalık hem de tuhaf bir boşluk hissi barındırır. Bir yandan sıcak, bir yandan iliklere kadar işleyen bir soğukluk verir. Dışarıdan oldukça sağlam ve görkemli duran bu ev, aslında içten içe kimsenin fark etmediği bir kırılganlık taşır. İçeriden bakıldığında hissedilen şey, yavaş yavaş ilerleyen bir çürümedir. Üstelik bunu karanlık ve sert bir dille değil, sezdirerek yapar. Gürültüsüz, yavaş ve kaçınılmaz bir çözülme hâli… Tam da burada tahta kurdu hem metafora hem de gerçekliğe dönüşür. Bir anda ortaya çıkan bir yıkım değildir bu; yılların biriktirdiği, zamana yayılmış bir tahribattır. Sessizce ilerler, fark edilmez, ama durmadan kemirir. Okura fark ettirdiği şey ise yalnızca bir evin çürümesi değildir. Tahrip olanın aslında kimliğimiz, geçmişimiz ve yaşamlarımız olduğunu hissettirir. Hayatımıza dair bilmediğimiz gerçeklerin, saklı kalmış sırların bizde yarattığı görünmez tahribatı açığa çıkarır. Ve belki de en çok şunu düşündürür: Dışarıdan dimdik görünen hangi yapının içinde, sessizce ilerleyen bir tahta kurdu vardır?
1000Kitap
Tahta KurduLayla Martínez · Yan Pasaj Yayınevi · 2023366 okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.