·79 syf.····Okunma: 13 Şubat 2026 23:30 79 sayfada nasıl ölünür?
İvan İlyiç kariyer basamaklarını tırmanmış, makama ve saygınlığa ulaşmış,
Kariyerine statü ve toplumsal onay ihtiyacıyla bağlanmış,
Emir vermeye alışmış,karar verme yetkisiyle gururlu bir kimlik inşa etmiş,
Güçlü görünmeyi hayatının temeline koymuş,
Burjuva sınıfıyla uyum sağlama adına hayatını düzen, eşya ve görünür saygınlık üzerinden kurgulamış bir yargıçtır.
Ne var ki hastalıkla karşılaşması, bu kurulu düzeni radikal biçimde tersine çevirmiş,
Hükmeden özne, kendi bedeni karşısında edilgenleşmiş; karar verici konumundan, hakkında karar verilen konuma düşmüştür.
İvan İlyiç, ölümü teorik olarak bilen fakat kendisine hiç yakıştırmayan bir bilinçtir; ölüm ona göre sıradan insanlara aittir, düzenli, başarılı ve ölçülü bir hayat süren kendisine değil.
Bu nedenle hastalığın ilk belirtilerini inkâr eder; çünkü ölüm ihtimali yalnızca bedenini değil, kurduğu bütün statü basamaklarını tehdit etmiştir.Ve bu inanılmazdır.
Romanın ise kahreden dramatik ve trajedik ironisi burada başlıyor.
Hayatını salon takımlarına, perdelerin uyumuna, şık bir ev kurmaya adamış olan Ivan, hastalığı ilerledikçe bu nesnelerin hiçbirinin acıyı hafifletmediğini, aksine, yaşanmışlığın yerini dolduramayan boş yatırımlar olarak görmeye başlar,ama artık çok geçtir.
Her gün ölümle yatıp ölümle kalkar.
Bağıra bağıra,ağlaya ağlaya, inkar ede ede ve teslim olarak ölür.
Bir insanın, hastalıkla yaşadığı acıları, sancıları, muhasebesini,ve saniye saniye ölümünü okudum bu kitapta.
Ölümün anlamını, hayat akarken, herkes yaşarken, ölümün yalnızlığını okudum...
Tolstoy'un dört senede yazdığı kitap 79 sayfa.
Ölümü ve hayatı anlatan muhteşem hüzünlü dev bir eser.
Tavsiye etmekten öte, herkes okumalı.
Yine ağladım yine ağladım.
Alıntı:
" Olamaz, yaşam böylesine anlamsız, böylesine çirkin olamaz!"
" Doğru mu benim şurada, şu eşyalar uğruna yaşamımı harcadığım? Olacak şey değil!...
Korkunç, korkunç olduğu kadar anlamsız! Olamaz, olamaz! Ama gerçek bu işte!..."