·168 syf.····Okunma: 14 Şubat 2026 12:20 Yazarı ilk kez Cesur Yeni Dünya kitabı ile tanımıştım. Bu kitap da distopik bir roman; ancak bu kez atmosfer çok daha karamsar, çok daha melankolik.
Yıl 2108. Mekân Los Angeles. Üçüncü Dünya Savaşı yaşanmış, korkunç bir nükleer yıkım geride kalmıştır. İnsanlığın teknolojiyle birlikte kat ettiği tüm ilerleme anlamsızlaşmış; medeniyet çökmüş, ekonomik sefalet baş göstermiştir. Radyasyonun etkileri mutasyona uğramış bebeklerin doğmasına yol açarken, üreme ve cinsellik sıkı bir denetim altına alınmıştır. İnançlar yerle bir olmuş, insan artık Tanrı’ya değil Şeytan’a yönelmiştir….
Roman, modern medeniyeti “teknoloji” adı altında felakete sürükleyen zihniyete karşı son derece sert bir eleştiri sunar. Teknoloji bir yandan insanı özgürleştiriyor gibi görünürken, diğer yandan insanlığın sonunu hazırlayan bir araca dönüşür. Huxley; Hitler ve Stalin gibi diktatörlere göndermeler yaparken, Einstein ve Louis Pasteur gibi bilim insanlarını da bu eleştirinin dışında bırakmaz. Çünkü ahlaktan yoksun bir bilim, zamanla vahşi ve denetimsiz bir güce dönüşür.
Kitapta Şeytan; politikacıları ve insanları ele geçirmiştir. İnsanlar, içlerindeki karanlık sesin emirleriyle hareket ederken savaşlar, kıtlıklar, gaz odaları, toplama kampları, enflasyon, depresyon ve tarifsiz bir acı kaçınılmaz hâle gelir. Huxley, kötülüğün dışsal bir güçten ziyade insanın kendi içinden beslendiğini çarpıcı bir şekilde yüzümüze vurur.
Maymun ve Öz, yalnızca bir distopya değil; insan aklına, bilime, iktidara ve inanca dair rahatsız edici sorular soran, okuru huzursuz eden ama tam da bu yüzden uzun süre zihinden çıkmayan bir roman.
İnsan ilerledikçe ve ben deyip,ahlaktan uzaklaştıkça aslında kendi evrimini tersine çevirmiş ve geriye sadece içgüdüleriyle hareket eden bir maymun kalmıştır.