Beklentim yere bir çakıldı ki sormayın. Bu kitabın yorumları çok olumluydu, yazardan da daha önce “Donuk Gözler” kitabını okuyup çok beğenmiştim o yüzden bu kitap için beklentim hayli yüksekti. Beklentimi karşılamayan kitap bir de polisiye olunca ekstra üzülüyorum.
Kısaca konusundan bahsedip neleri sevmediğimi tek tek yazacağım. Küçük bir kasabada yaşayan 17 yaşındaki Callie Jones bir gün ansızın ortadan kaybolur. Soruşturma boyunca doğru düzgün hiçbir ipucu veya şüpheli bulunamaz ve bir süre sonra da dosya kapanır. Ancak olayı araştıran dedektif Pete bu işin peşini bırakmaya niyetli değildir ta ki ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenene dek. Günleri sayılı olduğu için eski ortağı Ethan Hall’dan yardım ister ancak bir engel vardır o da eski dedektif Ethan’ın artık bir doktor olması. Özel bir valilik izniyle Ethan doktorluğu bırakmadan tekrar dedektifliğe soyunur ve Callie Jones dosyasını gayriresmi şekilde yürütmeye başlar ve bu dosyanın kendi geçmişiyle nasıl bağlantılı olduğunu görür.
Polisiye okurlarının bu türle alakalı hakim olduğu bir şey vardır. Polisiye kurguları tatlı tatlı, yavaşça konuya girer ilerleyen sayfalarda tempo artarak hikaye devam eder. Bu kitapta her şey o kadar hızlı ilerledi ki çat diye mevzuya girdik. Sadece olaylar var. O bu yapıyor, sonra bu şunu yapıyor, şu aslında buymuş şeklinde tenis maçı gibi ilerliyor kitap ki ben bunu hiç sevmedim. Bu kadar aksiyon ve olay odaklı olmasının hikayenin akıcılığını olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Ne karakterlerin iç dünyasını doğru düzgün görüyoruz ne de olayların detaylarına ve işleyişine hakimiz. Çok yüzeysel buldum.
Bir diğer hoşlanmadığım nokta şu; kitabın bölümleri çok kısa. Bir bölüm 3-4 sayfayı geçmiyor zaten, bazı bölümler yarım sayfa hatta. Bazı okurlar bölümlerin kısa oluşunu daha hızlı okunabildiği için çok sever belki ama ben çok uzun olmasını da, bu kadar kısa olmasını da hiç sevmiyorum. Survivor Ersin Korkut gibi “ritim kaçıyo abi ritim kaçıyo” diyesim geldi çünkü hikaye sürekli bölünüyor gibi hissettim.
Kurguya gelecek olursam, çok basitti arkadaşlar… Spoiler olmasın diye dikkat ediyorum ama bu mudur yani tek sebebin dedim. Yemek yerken akşam haberlerinde izlediğimiz herhangi bir olay kitap olmuş gibi düşünün. Kitaptaki bütün kötü karakterlerin eylemlerinin “sebebi” olarak sundukları bahanelerde bir olmamışlık vardı genel olarak.
Olaylar gayet tahmin edilebilirdi zaten elimizde çok fazla karakter yok. Sadece finalde bir kısmı gerçekten hiç beklemiyordum, kitabı okuyan varsa neyden bahsettiğimi kesinlikle anlayacaktır.
Böyle yani… Uzun zamandır bir kitabı bu kadar eleştirmiyordum yazdıkça yazasım geldi. Polisiyeyle zaten aram yok, benim tadım kolay kolay kaçmaz, kafamı dağıtmak istiyorum zaten bölümleri de kısaymış ne güzel çabuk okurum, beklentim yüksek değil diyen herkese öneririm.