·416 syf.····Okunma: 14 Şubat 2026 23:48 Okumam çok uzun sürdü. Çünkü okurken Friedrich ve Breuer'in göğsüne yediği örsleri göğsüme yedim. Onlar birbirini çekiçlerken cümleler beynime iğneler batırdı. Düşünmeye, kaçmaya ve yüzleşmeye ihtiyaç duydum.
20 yılda hiç mi değişmez hayat? Her insan aynı yolculuktan mı geçiyor? Sümerlerden birisiyle asırlar sonra, farklı çağlarda aynı dertten nasıl muzdarip olabiliriz? Kendine bir yer bulamama, hep daha iyi bir versiyonunu arama, içine sığamama, başka bir şekilde olmalıydı hissi, yalnızlık hiç geçmez mi? Sorguladım, durdum işte.
Güzel bir kitap. Uslübu doyurucu, olaylar akıcı ve merak uyandırıcı. Terapinin sonunda Nietzsche'nin eve gitmesini bekledim açıkçası. Çünkü ben giderdim. Sonuçta ben, Nietzsche değilim; yalnızlığa onun kadar tahammül edemezdim. Elbette, yalnızlık benim amor fati'm değildi. Umut ediyorum ki kendi seçtiğimiz kaderi kucaklayacak kadar severiz.