"Kitap okumayanla evlenme" sözü, genellikle entelektüel bir kibirle söylenmiş, hayatın sadece kurgulanmış satırlardan ibaret olduğunu sananların uydurduğu bir şehir efsanesidir.
Oysa aşk, bir edebiyat sınavı değil; bir uyum ve yaşama sanatıdır.
Aşk elbette bir edebiyat sınavı değildir; hiç kimse böyle bir iddiada bulunmaz. Ancak duygusal zekânın düşük olduğu bir ilişkide, çiftlerin kalıcı bir mutluluk yakalama ihtimali oldukça düşüktür. Duygusal zekâyı geliştiren en güçlü araç ise kitaplardır. Çünkü kitaplar yalnızca kurgulanmış satırlardan ibaret değildir; bazıları bire bir yaşanmış hikâyeleri aktarır ve çoğu, hayatın içinden pek çok gerçeği derinlikli biçimde barındırır.
İnsan kendi standartlarını koyabilir bence koymalıdır da. Ancak her şey kitap okumak değildir. Allah bizi entelektüel kibre sahip olan insanlardan korusun.
Çok haklısınız Berk Bey. Önemli olan o pencerenin önüne hangi kitapları dizdiğimiz değil, o pencereden dışarı baktığımızda ikimizin de aynı güzelliği veya aynı hüznü görüp göremediğidir. Uyum, ortak bir kütüphaneden ziyade ortak bir bakış açısı gerektirir. 💫
Öğretmenler odasında bir hocam da zamanında “Sakın kitap okumayanla evlenmeyin” demişti ☺️Şimdi evli olduğu kişi kitap ne onu bile bilmiyor desek yeridir.Hem bakıyorsun gayet de mutlular. Demek ki mesele sadece kitap değilmiş.
O yüzden çevreye öğüt verirken biraz pay bırakmak lazım bence 😊
Harika bir örnek Selen Hanım, tam olarak anlatmak istediğim şey bu!
Büyük cümleler kurup 'asla olmaz' dediğimiz ne varsa, hayat önümüze o durumun en mutlu halini getirip koyabiliyor.