Edinburgh Üniversitesi’nin tozlu rafları arasında, Nietzsche okuyan, pastırma seven ve insanları sessizce ama derinden analiz eden bir "düşünür" yaşıyor: Jordan.
Ve şunu net söyleyebilirim: Bu kitapta asıl zeki olan biz değiliz.
#kütüphanekedisi öyle tatlı tatlı başlayıp bir noktada sizi ti’ye alan bir kitap. Çünkü anlatıcı bir kedi… ama öyle sokak arası “miyav” kedisi değil; Kitapmokuyan, insan davranışlarını didik didik analiz eden ve bizim o bitmeyen “meşguliyet” hâlimize içten içe gülen bir karakter.
Kütüphanenin ruhu, öğrencilerin sınav stresindeki sığınağı ve bizim karmaşık dünyamızın telaşını hafif küçümseyen bir gözlemci
En çok da insanların bitmeyen koşuşturmasını yorumladığı kısımlarda gülümsedim. Sürekli bir şey “yapma” hâlimizi, daha çok kazanma, daha çok başarma,daha fazla başarı, daha fazla statü…
Jordan kenardan bakıyor ve resmen şunu söylüyor: “Bu kadar yorulmaya değer mi?”
yle ince bir mizahla anlatıyor ki… Bir bakmışsınız gülüyorsunuz, bir bakmışsınız “ya gerçekten biz ne yapıyoruz?” diye düşünüyorsunuz.