Gönderi

8/10
·315 syf.··
2026 11. kitabı
Kitap bize ipekyolu’nun Çin’den başlayarak Orta Asya’ya ve oradan diğer ülkelere karayolu ile taşınan ipek, bakır, değerli taş, kumaş, kağıt vb maddelerin nasıl taşındığı her bir öykü ile anlatıyor. Kitabı okurken o zamanın şartları ile yolculuk yapmanın ne kadar zor olduğunu, arazi ve iklim şartlarını, ticari alışverişi, savaşları ve o topraklardaki adalet sistemini anlatıyor. Mesela Dul Bayan Ah-long hikayesinde kadınların toprak edinme hakkında sahip olduklarını, başka bir hikayede çocuk kaçıranlarla başı dertte olan birinin iyi düzenlenmiş adalet sistemi ile karşılaştığını görüyoruz. 730’da İpek Yolunda; Arapların Maveraünnehir’inin batı sınırını zorladığını, Tibet İmparatorluğunun güneyi Keşmir’e hiden yollar üzerinde yer aldığını, kuzeyi Türk Kralları (Uygurlar) bugünkü adıyla Moğolistanın elde tuttuğunu ve doğuda Çin’in batı garnizonlarının hakim olduğunu anlıyoruz. İpekyolu’nun bugünkü niteliği Orta Asya tarihinin bu büyüleyici döneminin anlaşılmasına bazen güçleştirmektedir. Bugün tarım havzasında Uygur Türkleri ve Çinli kolonlar yaşamaktaydı bölgenin dini İslamdı. Oysa bu kitabın kapsadı dönemde bölgedeki birçok kent Hint-Avrupa niteliği taşıyordu ve yaygın olan din budizmdi. Prensesin öyküsü Çin Prensesinin aradaki alışverişin bir karşılığı, barışı sağlamak için Uygur Kağanıyla evlenmesini Orta Asya yaşantısını, yas adetlerini, yeme alışkanlıklarını konu alıyor. Ayrıca MS 867’li yıllarda ve daha öncesinde”Yatak Odası Sanatı”nın tıp dalı olduğu, bitkisel ilaç yapımından, katarakt ve beyin ameliyatlarından, ticari alışveriş için erken yaşta okuma yazma öğretilmesinden bahsediliyor. Kitap en ince ayrıntısına kadar ödemi anlatarak bize ışık tutan bir kaynak niteliğindedir. Hala kazı yapılması gereken önemli bölgelerin Pakistan, Afganistan gibi topraklarda olduğundan bahsediyor. Bence çok az kişi okumuş bu kitabı daha çok okunmalı.
Tarih-Araştırma
İpek Yolunda YaşamSusan Whitfield · İnkilap Kitabevi · 20069 okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.