"Gün ışıdığında, kazı alanı terk edilmişti. Sadece hırçın bir meltem, kalenin burçları arasında dolaşıyor, taşlara çarpıp onlarla konuşuyordu. Dikkatli dinleyenler, uğultunun içinde, bazen eski dillerde fısıldayan bazen de umutsuz bir çığlığı andıran sesler duyduklarını iddia ediyorlardı. Fenikelilerin uyarısı, Hitit kaçağı Mattuvatta'nın hırsı, Roma'nın ihtişamı, Bizans'ın korkusu, Selçuklu ve Osmanlı fatihlerinin bilmeden bastığı lanet... Hepsi, Anamur'un Rüzgârlı Burun'unda, sonsuza dek fısıldayacak gibiydi. Tarih, sadece okunan bir şey değildi; bazen, taşların arasından sızan ve rüzgârla beden bulan ölümcül bir soluktu."
Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık