Kitap, Aiden ve Elsa’nın hikâyesi kadar dark değildi. O seri benim favorilerimden biri olduğu için onun yanında Acımasız Kral biraz sönük kaldı. Diğer kitabı daha çok sevmiştim açıkçası. Tek kitap olduğu için her şey çok hızlı gelişti ve bitti; ben seri okumayı daha çok seviyorum. Daha detaylı, sindire sindire ilerleyen hikâyeler bana daha hitap ediyor.
Çerezlik, bir günde okunup bitirilebilecek bir kitaptı. Rina Kent’in Türkçeye çevrilen tüm kitaplarını okuduğum için kıyas yapabiliyorum; bu kitap aralarında en “tatlı” dark romance’tı ama aynı zamanda en az beğendiğim kitabı oldu.
Ama Rina Kent’in bir büyüsü var: Sayfalar nefes almadan akıp gidiyor. Bir bakıyorsun kitap bitmiş. Yazım dili o kadar akıcı ki insan fark etmeden son sayfaya gelmiş oluyor.
Yine de Rina Kent ne yazsa okurum, bu asla değişmez. Zaten yazarın ilk dönem kitaplarından biri olduğu belli. Diğer kitaplarında yazımının ne kadar geliştiğini bu kitabı okuyunca daha iyi anladım. Her türlü okunur, Rina sonuçta.