·581 syf.····Okunma: 02 Şubat 2026 11:39 Selamlar. Uzun süre sonra Gölge Avcıları evreninden bir kitap okumak uzun bir yolculuktan sonra eve dönmek gibiydi. Magnus evrendeki favori karakterlerimden biridir ve bu kitabı okumayı çok uzun süredir istiyordum. Sadece bir türlü fırsat bulamamıştım. Ve tabii ki kitabı çok sevdim.
Kitapta Magnus’un hayatından kesitler okuyoruz. Kitap Magnus’un gençlik yıllarından başlıyor ve Ölümcül Oyuncaklar dönemine kadar geliyor. Kitaba başladığımda ufak bir hayal kırıklığına uğradım çünkü benim tanıdığım hafif çatlak ama ciddi ve güçlü Magnus karakteriyle ilk bölümlerde okuduğum Magnus farklı insanlardı. Kitap ilerledikçe aslında Magnus’un kişiliğinin zamanla değiştiğini gördüm ve durum benim çok hoşuma gitti. Bu kitapta karakter gelişimi okumayı beklemiyordum aslında ama Magnus’un zamanla büyüdüğünü ve o gençlik coşkusunu biraz daha kenara bırakarak benim tanıdığım Magnus’a dönüştüğünü görmek tatmin ediciydi.
Tabii ana karakterimiz Magnus olunca her hikayede ayrı bir çılgınlık okuyorsunuz. Magnus yaş aldıkça hikayeler biraz daha dramatikleşiyor. Bazı sahnelerde biraz ağlamış olabilirim.
Peru’nun Perde Arkası bölümü ufak bir sinir krizi geçirtti. Bitirdiğimde ufak bir isyan ettiğimi kabul ediyorum.
Ragnor bazı sahnelerde bana Howl’un Yürüyen Şatosun’dan Howl’u hatırlattı.
Ragnor’ın kocaman bir drama kraliçesi olması ve Catarina’nın her dönemde kendinden çok başkalarına önem vermesi beni biraz düşündürdü. Gerçekten yüz yıllar boyunca yaşasaydık karakteriz ya da travmatik davranış motiflerimiz hiç iyileşme göstermez miydi ? Tabii bu kitap da kurgudan ibaret olduğu için bu sorunun cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğiz sanırım.
Gölge Avcıları evrenini okurken bu kitabı tam olarak ne zaman okumalısınız konusu için birkaç kelamım var. Kitap geçmişten günümüze bütün zamanları yani aslında evrendeki bütün serileri kapsadığı için okuyacağınız her seri ile ilgili spoiler yiyeceksiniz. Ben evrendeki bütün serileri baştan okuyacak olsaydım evren kronolojisine göre okur, bu kitabın bölümlerini de yeri geldiğinde seri sonlarında okurdum muhtemelen. Örnek vermek gerekirse ben Cehennem Makineleri’ni 13 yaşında falan (yaklaşık 12 yıl önce) okumuştum ve Ölümcül Oyuncakları da 2 sene kadar önce bitirdim. Magnus’un hikayelerinde Camile hatırı sayılır bir yer tutuyor ve aslında ilişkilerinin başı Cehennem Makineleri döneminin biraz daha öncesine dayanıyor. Ben Cehennem Makineleri serisinden Magnus ve Camile’in hikayesine dair neredeyse hiçbir şey hatırlamadığım için bu kısımlar bende biraz havada kaldı. Yani ben bu kitaptan maksimum zevki alamadım aslında. O yüzden tavsiyem parça parça okumanız yönünde.
Yani genel olarak kitabı çok sevdim. Uzun bir kitap ama hikaye hikaye ayrılması benim için okumayı kolaylaştırdı. Yazarın kalemini de çok seviyorum zaten. Dediğim gibi bu kitabı serilerden sonra parça parça okumuş olsam çok daha fazla keyif alabileceğimi düşünüyorum.
Sevgilerle <3