Gönderi

DAHİLİK VE DELİLİK ARASINDA BİR YERDE
8/10
·288 syf.··
2026 4. kitabı
Wells'i severim ama öyle hayranı filan da değilim. Bilim kurgu türünün ilk temsilcilerinden olması ve bu türde yazılan her şeyin az ya da çok Wells'ten etkilenmesi beni bu yazara saygı duymaya itiyor. Ancak yazdıklarında yine de bir yetersizlik bir tutarsızlık buldum bugüne kadar. Çıkış noktaları mükemmel olsa da okuyucunun ilgisini tüm kitaba yayacak farklı fikirleri ne yazık ki bulamamış yazar. Dünyalar Savaşı ise biraz daha farklı bir yerde benim için. Zaman Makinesi'ni okuduktan sonra bu kitaba geçince bir şeyi fark ettim, aslında bu iki kitap birbiriyle çok ilintili. Zaman Makinesi'nde yer alan gelecek aslında Dünyalar Savaşı'ndaki kurgunun devamı niteliğinde. Bunu ilk ben keşfetmiş olamam ama bu konuda çok da bir şey bulamadım açıkçası. Zaman Makine'sinde zaman yolcusu çok ileri bir zamana kendisini götürecek bir makine icat ediyor. Bu zamanda insanlık iki farklı türde evrimleşmiş. Birinci tür yeraltında yaşıyor, çok daha zeki ama çok daha vahşi. Tek kusurları yalnızca geceleri yeryüzüne çıkabiliyorlar. Güneş ışığı onları öldürüyor. İkinci tür ise yeryüzünde yaşayan aptal, barışçıl, güçsüz insanlar. Bu insanlar günlük hayatlarında hiçbir şey üretmiyorlar. Çok az kelime ile konuşuyorlar ve her şeyden korkuyorlar. Yeraltında yaşayan tür tarafından geceleri avlanıyorlar. Yeraltında yaşayan insanların besin kaynağından başka bir şey değiller. Adeta yeraltı insanları için semirilmekten başka bir rolleri yok. Dünyalar Savaşı malum Marslıların dünyayı işgali ile başlıyor. Marslılar çok güçlü ve insanlık bunlara karşı direnecek teknoloji seviyesinden çok uzak. Bu Marslılar dünyayı ele geçirince insanları beslenme için kullanıyorlar. Sindirim organları yok; insanların kanından besleniyorlar. Bu amaçla da insanlar için adeta bir çiftlik kuruyorlar. Hikayede geçen kafayı sıyırmış bir asker, ana karakterimiz ile ikinci buluşmasında diyor ki Marslılara karşı direnmeliyiz, yeraltına tüneller kazmalıyız, yaşamamıza burada devam etmeliyiz, Marslıların besleneceği hayvanlar olarak olarak özgürlüğümüzü kaybetmeyi göze almamalıyız. Bunlar Zaman Makinesi ile kurduğum ilk benzerlikler. Devamında Marslılar çok kısa sürede dünyada ölüyorlar. Çünkü dünyadaki mikrop ve virüslere karşı hiçbir bağışıklıkları yok. Neticede başarısız bir istila oluyor. Ancak hikayenin devamını bilmiyoruz. Marslılar bir kez daha istila denemesinde bulunacak mı belli değil. Roman tam burada bitiyor. Bence devamında bir istila daha olacak. Marslılar önceki deneyimlerinden aldığı derslerle tekrardan bu kez daha güçlü ve tedbirli gelecekler. Bence hikayedeki askerin planı bir şekilde hayata geçecek. Marslıların ikinci gelişinde insanlar da bir seçim yapacaklar. Ya özgür olmayı seçerek yeraltında yeni bir yaşam kuracaklar ya da kısa süreli bir konforu seçerek dünya üzerinde bir çiftlik hayvanı gibi yaşayıp sıranın kendilerine gelmesini bekleyecekler. Bu şartlar altında binlerce yıl geçtiğinde tıpkı Zaman Makinesi'ndeki gibi homo sapiens evrimi ikili bir kırılma yaşayacak. Yeraltında yaşayan özgür ırk buna göre evrimleşecek ve yeryüzünde yaşama kabiliyetini kaybedecek. Bir süre sonra yeraltında yeterli besini bulamayınca yeryüzünde yaşayan güçsüz ve korkak diğer insan türünü avlamaya başlayacak. Yani Dünyalar Savaşı'ndaki kurgunun geleceği nokta Zaman Makinesi'ndeki gelecek tahayyülüdür. Buna dair en güçlü delilim de şudur, Zaman Makinesi'nde kahramanımızın kullandığı zaman makinesi yeraltı insanları tarafından saklanmıştı ve korunmaya alınmıştı. Yeraltı insanlarının bu davranışını anlayamamıştık. Ancak Dünyalar Savaşı'nda gördük ki Marslılar istila için geldiklerinde önce silindir şeklinde bir cismi dünyaya gönderiyorlar. Bu cisim zamanla bir savaş makinesine dönüyor ve Marslılar bu makineleri kullanarak istilayı gerçekleştiriyorlar. Yani yeraltı insanlarının tarihsel bilinçaltlarında bir anda peyda olan makinelere karşı savunma mekanizması gelişmiş. Zaman makinesini Marslıların kullandığı teknolojiye benzeterek onu gizlemek istiyorlar. Bu makineden korkuyorlar. Zaman Makinesi'nde Marslılardan biz iz yok. Belki binlerce yıl sonra Marslılar burayı terk etti veya terk etmez zorunda kaldı. Belki de hala dünyadalar ancak kahramanımız buna şahit olacak kadar gelecekteki dünyada kalamadı. Ama hangisi doğru olursa olsun şu kesin ki Marslılar ikinci kez istila girişiminde bulundu ve insanlık evrimsel olarak ikili bir kırılmaya gitti. Bunun sonuçlarını da Zaman Makinesi'nden okuyabiliriz.
Dünyalar SavaşıH. G. Wells · Ren Kitap · 20186bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.