Zebercet dünyaya küs değil,
dünya ona hiç uğramamış gibi.
Zaman geçiyor ama akmıyor;
günler bir saatin tik taklarına sıkışıyor.
Sevmek değil onunki,
bir ihtimale tutunmak.
Çünkü insan bazen bir başkasını değil,
kendi boşluğunu bekler.
Özgürlük denilen şey
herkes için kanat değil.
Bazıları için
tutunacak son duvarın da yıkılması.
Dayanılacak gibi değildir bu özgürlük:
kimseye ait olmamak,
kimse tarafından çağrılmamak,
hatta kendine bile geç kalmak.
Zebercet’in trajedisi acı çekmesi değil,
acının bile sesini duyamayacak kadar
içe dönük olmasıdır.