Gönderi

Babamın Yeri Üzerine
Puan vermedi·72 syf.··
2026 3. kitabı
Son zamanlarda dikkatimi toparlamakta zorlanıyorum. Kalın kitaplara başlamak gözümü korkutuyor. Bu yüzden ince kitaplara yöneldim. Bunlardan biri üzerine birkaç şey yazmak istiyorum: Babamın Yeri. Bu kitabı okurken kendi babamı düşündüm. Hayatı boyunca çok konuşmadan, çok göstermeden ama hep taşıyarak yaşayan bir adamı. Büyürken sıradan sandığım fedakârlıkların aslında ne kadar sessiz ve ağır olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Kitapta okuma yazması olmayan bir baba var. Fabrikada, inşaatta çalışmış; yokluk ve savaş görmüş. Kendi dükkânını açsa da hep kendine bir yer aramış. Sanki hayatın içinde misafir kalmış. Konuşurken temkinli, gülerken ölçülü. İçinde hep aynı soru: “Ben buraya ait miyim?” Ait olamadığı dünyaya rağmen kızını o dünyaya hazırlar. Kızı onu şöyle anlatır: “Beni bisikletiyle evden okula götürürdü. Yağmurun ve güneşin altında beni bir kıyıdan ötekine geçiren sandalcı…” Bu benzetme çok güçlü. Sandalcı insanları karşıya geçirir ama kendisi hep aynı kıyıda kalır. Vardığı yer onun yeri değildir; o sadece başkasını ulaştırır. Bu baba da kendi ait olamadığı dünyaya kızını taşır. Kendini değil, kızını geçirir karşıya. En büyük gururu, onun o dünyaya ait olmasıdır. Ve başarır. Ama bu başarı aralarına mesafe koyar. Kız zaman zaman utanır, baba yabancılaşır. Kız, babasını anlamakta zorlanır. Ta ki onu kaybedene kadar. Anne babalarımızı tamamlanmış sanıyoruz. Oysa onlar da bu hayatı ilk kez yaşıyor. Biz onları eksikleriyle hatırlarken, onlar kendilerini bizim için yapabildikleriyle tanımlıyor. Bu kitap şunu söylüyor: Bazı babalar çocuklarının geleceğinde görünmez bir emek olarak yaşar. Biz karşıya geçelim diye aynı kıyıda kalmayı kabul ederler. Onlar gidince, yükseldiğimiz yerin aslında onların omuzları olduğunu anlarız.
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,897 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.