8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
________ Kitap genel anlamda aşırı rahatsız edici geldi bana, ne bir başlangıçtan ne de bir sondan başlamış. Yani şunu söylemek istiyorum: kitap ne virüsün başlangıcı ile başlamış ve insanlığın insanlığından vazgeçtiği bir dönemden başlamış ne de bir sonu olan, bir devrim yapacak olan, o “herkesten farklıyım ben” diyen ana karakterin olduğu bir kitap. Kısaca bir kişinin hayatında merhaba deyip çıkıyor gibiyiz. İşte burası beni aşırı rahatsız etti; bir amacı, bir sonucu yok gibi hissettim. Ama şu taraftan bakmaktan da çekinmiyorum: bu bir distopya kitabı, biliyorum o mutlu sonla biten pofuduk kitaplardan değil ama sanki biri “bak bu var ve hâlâ devam edecek, sen de bil istedim” der gibi hissettim bu kitapta. Kısaca konusu: insanlığın virüs nedeni ile hayvansal olarak tüketim yapılamaması ile başlayan, bunun yerine yasalaşan bir şekilde kendi cinsini özel et diyerek yemesini anlatıyor. Ana karakter fazlaca beni merakta bırakıyor. Ben kitap başlangıcında “ben sizlerden değilim” diyen ya da sonrasında aydınlanma yaşayan bir karakter beklerken, kitabın sonu tıpkı besi olarak kesime giderken kullanılan tokmağın benim başıma vurulması hissi verdi. Ana karakter bir ikilem içinde; eskiden hayvan kesim işinde iken sonrasında insan kesimine dönen bir işi, hasta ve her şeyi unutmuş hastanede kalan bir babası, yıllarca çocuk denemelerine rağmen ölü doğum ve bir sürü iğneler ile uğraşan bir eşi var. Sanırım burada “bak bu kadar insan öldüren birinin çocuk istemesi ne kadar doğru” demiştim. Kitapta bir sürü çelişki, merakta bırakılan yer var. Mesela ana karakter et, balık vb. tatlarını bilen biri; bu bana en azından bu değişimin yakında olduğunu hissettirdi. Evet o yeni et devrimden kaç yıl geçmiş bilmiyoruz ama baya geçmiş ki kesim, yemek gibi özellikler belli bir alışkanlık haline gelmiş. İyimser tahminim: ana karakterin üzerinde yapıyorum en az 25 yılın geçmiş olması. İkinci merakta bırakılan nokta: bu özel etler nasıl seçildi? İlk başta kitabın ismi “aa, ölmüş insanları mı yiyorlar?” dedirtirecek ama kanlı canlı insanın bu; üstelik 20 yıl bakıp sonra yiyorlar, inanması güç. İlk başta yoktan besi hayvanları mı yaratıldı yoksa seçimle “sen insansın, sen özel etsin” mi dendi? Bu beni aşırı merakta bırakan bir nokta. Gelelim sinirimi bozan bir noktaya daha: kitabın sonlarına doğru bir bilim adamı deneyler için bu insanları kullanıyor. Madem bu hayvanlar virüslü, yenmiyor; o zaman neden deney için kullanılmamış ya da neden çözüm üretmek için çalışılmamış? Sanki herkes bu anı bekliyormuş gibi bir anda deneyler için insanlar kullanılıyor; burada kafayı yediğim mesela. Ayrıca bunu yaptığını için bir sürü ödüle layık görüldü bu bilim adamı… Ve en sinir bozan nokta, ana karakterin o ölen çocuğunun yerine koymak için bir besi hayvanı aracılığı ile çocuk sahibi olması. Alt yazı: bu tüzükte uygun bir şey değil ama ana karakterin belli bir gücü olduğu için görmezlikten geliniyor. İlk başta ana karakterin besi hayvanı ile etkileşimi tatlı gelmişti; zamanla bir şeyler anlayabiliyor hale gelmişti ki bunu savunuyorum çünkü ana karakterin eve geldiğinde ona sarılması bir insanın yapabileceği bir şey bence. Ayrıca kitapta ses telleri sonradan alınan, belli iğneler ile daha çabuk büyüyen ya da zihinsel olarak boş olduğu kabul görülen ve onlara insan yerine başka bir isim vermiş olmaları bunu yani insan olmalarını değiştirmiyor bence. Kitap bitimi: son 4 sayfa kala bebek doğuyor; kitapta sanki hiç yokmuş gibi olan ana karakterin eşi tarafından doğum yaptırıldı hemde. Sonra beni vuran o şey oldu ve karakter, tıpkı kesilen besiler gibi onları bayıltmak için olan tokmakla az önce doğum yapan besiyi bayıltıp kesim bölümüne götürdü. Sinirimi bozan şu sözler oldu: ana karakterin eşi “bizim için birkaç çocuk daha doğurabilirdi, neden öldürdün?” ve şu cevabı almıştı: “bir insan gibi baktı gözleri, hiç besi hayvanı gibi değildi.” Burada merak ettiğim nokta o doğan bebeğin bir bebek olması,sesi var mı? her şeyi anlıyor mu? Eğer anlıyorsa bu her yeni doğanın belli bir sistemden geçip sesi ve zihnin yok edilmesi demek değil mi? Sonuç: kitap burada bitti. Aşırı sinir küpü gibi geziyorum. Sanırım bu tarz kitapların hepsinin sonunda olduğu gibi merhaba diyerek girip, görüp çıkıp gittik. ________
Alıntı
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,404 okunma
·
78 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.