Gönderi

Füsun...
Kemal’in yaptığı şey Füsun’u sevmemesi değildi. Onu hiç gerçekten duymamış olmasıydı. Kendi kaybına odaklanırken, karşısındaki kadının ne yaşadığını görmedi. Kemal Füsun’u kaybettiğinde acı çekti. Ama Füsun onu kaybederken neler yaşadı, bunu hiç sormadı. Kendi pişmanlığına odaklandı, onun incinmişliğine değil. Füsun’u gerçekten kaybettikten sonra Kemal yıllar sonra şunu söyledi: “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şeyde bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu.” Öfkesi birikti. Beklemek onu yumuşatmadı. Tam tersine, içten içe sertleştirdi. Kemal’in saplantısının ya da aşkının merkezine yerleştirilen ama özne olma çabası hiç görülmeyen o kadın... Bu onun dizideki gelgitli halinin en büyük göstergesiydi. Kemal aslında Füsun’u değil, kendi duygusunu yaşadı. Onun ne hissettiğini, nasıl incindiğini, içinde nelerin büyüdüğünü hiç gerçekten merak etmedi. Aşk sandığı şey, kendi içindeki eksikliği doldurma çabası mıydı? Füsun ise o duygunun içinde yavaş yavaş tükendi.
Alıntı
·
49 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.