Puan vermedi·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Şubat 2026 01:22 Kitabın beni en çok etkileyen alıntısıyla başlamak istiyorum:
“Hiç adet görmemiş ve erkekleri hiç tanımamış olan benim, hastalıklı bir rahimden ölüyor olmam çok garip.”
Yeraltında kapalı kafeslerde yaşayan kırk kadın var ve neden orada olduklarını bilmiyorlar. Nasıl oraya geldiler ve orada olmalarının amacı ne, hiçbir fikirleri yok. Onları kontrol eden, yemeklerini veren ve bazen bazılarını seçip götüren bir erkek gardiyan vardır. İlk başta birden fazla gardiyan varmış gibi hissettirse de kitapta bizi muğlak bırakan yerlerden biri de budur. Aslında kadınların hayatında görünen tek bir erkek vardır.
Bir gün bu erkek ölür. Kadınlar kapının açık olduğunu fark edip çıkmak isterler. Bazıları özgürlüğü deneyimlemek isteyip çıkmak isterken, bazıları ise korkudan esarete devam eder. Çıkanlar geri dönmekten korkar. İçeride kalanlar ise dışarıdaki bilinmezliğin korkusu içinde yaşar. Kafes onlara daha güvenli gelir.
Dışarısı ise beklenildiği gibi bir yaşam alanı değildir. İnsanlık neredeyse yok olmak üzeredir. Onları bekleyen hazır bir hayat yoktur; her şeyi kendilerinin kurması gerekmektedir. Peki insanlığın olmadığı bir yeryüzünde ne yapmaları gerekir? Nereye gitmeliler? Gidecekleri yer bir yaşam alanı bulmalarını sağlayacak mı? Dışarıda hâlâ insanlık var mı?
Tek doğurganlık kaynakları olan gardiyan öldüğüne göre, onları hamile bırakacak kimse yoktur. İnsanlığın devamı bu yüzden belirsizlik içinde kalır. Peki hepsi öldüğünde geride kim kalacak?
Yalnızlık, esaret, özgürlük, feminizm ve var olma çabası gibi birçok konuyu ele alan Erkek Nedir Bilmezdim, bize kim olduğumuzu ve yaşama amacımızı yeniden düşündürüyor.