21 öyküden oluşan bu kitap, bildiğimiz klasik öykü kitaplarından oldukça farklı. Çünkü burada okura hazır doğrular sunulmuyor. Aksine, her öykünün içinde bir “yanlış” var… ve o yanlışın içinden doğruyu süzüp çıkarmak bize bırakılıyor.
Okurken sürekli bir şeyi düzeltmek istiyorsunuz. Bir karakteri, bir kararı, bir geçmişi… Ama sonra fark ediyorsunuz ki hayat da tam olarak böyle: eksik, kusurlu ve çoğu zaman rahatsız edici derecede gerçek.
Bu kitapta kusursuz insanlar yok. Kararsız, kırılgan, hata yapan ama fazlasıyla tanıdık karakterler var. Anlatılan yanlışlıklar bize yabancı değil. Belki biraz bizden, belki biraz çevremizden.
Emel Altuntaş’ın kalemi süslü değil; dürüst. Hayatı tüm doğallığıyla, bazen de sarsıcı bir açıklıkla önümüze koyuyor. Her öykü bittikten sonra kısa bir duraksama yaşıyorsunuz. Çünkü mesele yalnızca anlatılan hikâye değil; “Genel doğru kime göre?” sorusu zihninize yerleşiyor.
Bu kitap kusursuz bir dünya çizmiyor. Kırık dökük ama sahici bir dünya anlatıyor.
Çünkü bu kitapta "Her Şey Biraz Yanlış" ama bir o kadar da gerçek..