Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 14 Şubat 2026 17:11 #kübranınkitabı
Merhaba kitap dostlarım
Bugün yine çok sevdiğim The Kitap’tan çıkan bir kitapla geldim. Bu yayınevinden şimdiye kadar okuduğum kitapları hep çok sevmiştim. O yüzden bu kitaba da büyük bir beklentiyle başladım. Ama bu kez biraz ortada kaldım diyebilirim.
Kan Portakalı – Harriet Tyce
Alison başarılı bir ceza avukatı. Dışarıdan bakınca düzenli bir hayatı var gibi görünüyor; kariyer, eş, çocuk… Ama perde arkasında bambaşka bir tablo var. Alkol bağımlılığı, evliliğinde hissettiği baskı ve yaptığı hatalarla kendi hayatını yavaş yavaş dağıtan bir kadın görüyoruz.
Başlarda Carl bana gerçekten çok düzgün bir eş gibi geldi. Evle ilgilenmesi, kızlarıyla vakit geçirmesi, sakin duruşu… Bu yüzden çoğu zaman Alison’a kızdım. Eşini aldatmasına da, alkolle kaçmasına da sinirlendim. Ama hikâye ilerledikçe ve özellikle sonlara doğru bazı gerçekler ortaya çıkınca bakış açım değişti. O noktada her şeyin göründüğü gibi olmadığını anlıyorsunuz.
Mahkeme süreci ve Alison’un savunduğu kadının hikâyesi ise beni en çok etkileyen kısımdı. Özellikle evlilik içindeki güç dengesi ve manipülasyon teması bence kitabın en güçlü tarafıydı.
Ben bu kitapta tam anlamıyla bir psikolojik gerilim hissi almadım. Daha çok, kontrolü elinden kayan bir kadının içsel çöküşünü okudum. Çok beğendim diyemem ama kötü de değildi. Beklentim biraz daha yüksekti sadece.
Sizce Alison gerçekten bir kurban mıydı, yoksa kendi hayatının sorumlusu mu?