·144 syf.····Okunma: 18 Şubat 2026 00:00 Güzel şiirle derin şiirin aynı şey olmadığını bir kez daha fark ettim. Metin boyunca zarif, düşünsel ve yer yer etkileyici bir atmosfer vardı; kelime ekonomisi güçlüydü, bazı imgeler gerçekten zihinde iz bırakıyordu. Ama bütününe baktığımda içimde hep aynı duygu kaldı: Yetmedi. Şiir bana boşluğu gösterdi, ama o boşluğun içinde kalma cesaretini göstermedi. Sanki uçuruma yaklaşıp geri çekilen bir bilinç vardı metinde.
Şiir benim için sadece estetik bir deneyim değil; iç dünyayı genişleten, bazen de parçalayarak yeniden kuran bir alan. Burada ise düşünce vardı ama sarsıntı yoktu, melankoli vardı ama dönüşüm yoktu. Okurdan tamamlamasını isteyen bir yapı hissettim, fakat ben şiirin beni yarı yolda bırakmasını değil, sonuna kadar götürmesini bekleyen bir okurum. Güzel olan ile derin olan arasındaki farkı bu kitapta çok net hissettim.
Belki sorun kitapta değil, beklentide; ama edebiyat zaten tam da bu yüzden kişisel. Ben şiirde risk, yoğunluk ve varoluşla gerçek bir temas arıyorum. Atmosfer kuran metinlere saygım var ama benim için şiir, sadece yokluğu tarif etmekle kalmamalı; yokluğun içinde neye dönüştüğümüzü de gösterebilmeli.
Uçuruma bakan
Sonra düşen
Sonra düşüşü anlatan...