Zeynep Melda GülerBipolar Altında Hikayeler
Bu kitap, adından da anlaşılacağı gibi, uçlarda salınan bir ruh hâlini merkeze alıyor. İçindeki hikâyeler kimi zaman bir psikiyatristin gözünden danışanını anlatıyor, kimi zaman da bireyin kendi zihninde verdiği savaşlara odaklanıyor. Karakterlerin bireysel travmaları yanı sıra toplumsal gerçeklerle boğuşuyor olması dikkat çekici. Çocukluk travmaları, aile yapısındaki eksiklikler ve politik eleştiriler iç içe geçmiş. Yani bireylerin içsel savaşları toplumun açmazlarıyla birleşiyor.
Güler’in kalemi, “küçük bir hikâye anlatayım” diye başlayıp aslında okuru büyük bir yaşam muhasebesine davet ediyor. Her hikâyesi, hayatın sıradan görünen anlarında insan ruhunda ne kadar derin yarıklar açabileceğini düşündürüyor.
Bir kitabın içine girmek bazen yavaş yavaş olur, bazen ilk sayfada çarpılırsın. Zeynep Melda Güler’in Bipolar Altında Hikâyeler - Opia kitabı bende ikinci etkiyi yarattı. Çarpıldım! Hatta sadece “çarpılmakla” kalmadım, içinden bazı hikâyeleri çerçeveletip duvara asmak istedim diyebilirim.
Bu yazıda, kitaptan iki favori hikâyeme değineceğim. Biri karanlık bir yerden bakıyor okura: Ben de Sizi Okuyorum. Diğeri ise trajikomik bir çarpışma gibi: Romantik Sözlere Cevap Veren Adam. Birisi seni içeriden okuyor, diğeri karşılıklı konuşma sandığın şeyi aslında ne kadar tek taraflı yaşadığını yüzüne tokat gibi vuruyor. Ama ince. Yani hem kırıyor hem gülümsetiyor.
Ben de Sizi Okuyorum
Kız bunalımda. Hayatla barışık olmadığı bir dönem. Kendisiyle zaten küs. Yine de hayatın akışına kendini bırakmış; anlam arayışı hâlâ devam ediyor. Uğradığı bir kitapçıdan birkaç kitap alıp evine dönüyor. Aldığı kitaplardan bir tanesi kişisel gelişim kitabı. Hani şu her derdi iki sayfada çözenlerden.
Okumaya başladıktan sonra her öneriye bir not düşüyor. Ama aldığı notlar, "Bugün gülümseyin." cümlesine sığacak gibi değil. Soru "Ne yapmalı?" da değil, "Neden bu hâle geldim?" hiç değil. Soru daha başka bir yerde: "Derdin, elemin içinde gerçekten biri beni anladı mı?"
Aldığı kitabın adı bir enteresan ama sır vermeyeceğim elbette. İkinci bomba ise şu: Bu hikâyeyi bir anlatıcının gözünden okumuyorsunuz. Anlatıcı bu kez kitabın ta kendisi! Acayip bir kurgu, acayip bir kafa. Zeynep Melda Güler'in başyapıtlarından biri olmalı diyebileceğim, hatta okurken "Keşke daha uzun versiyonu olsa, hatta bir romanı yazılsa." dediğim mini bir hikâye bu.
Romantik Sözlere Cevap Veren Adam
Güler’in kendine has anlatımıyla skeç tadında bir bakış... Kadın-erkek ilişkilerindeki dinamikleri, “kadın beyni - erkek beyni” klişesini tiye alarak ama klişe olmaktan çıkararak anlatıyor.
Kadın derin düşünür, hayal kurar, romantizm yapar, metaforlarla aşkını anlatır. Erkekse çözüm odaklıdır. Eylemi cinsellik gibi görünse de aslında her duyguyu eyleme indirgeyen bir refleksi vardır. Karşıdaki hissi kavrayamayan, ama bir şey yapmak zorunda olduğunu sanan bir beyin.
Kitap baştan sona, minik kurgularıyla zaten muhteşem. Gerçekten çok güçlü bir kalem, inanılmaz bir hayal gücü ve sıradışı bir bakış açısı.