·509 syf.····Okunma: 08 Şubat 2026 00:00 Islahevindeki başkarakter Siggi Jepsen’in Almanca dersinde verilen “görev tutkusu” konulu bir ödevi yazmasıyla hikaye başlıyor. Yaşanan olaylar, resim yapmanın yasak olduğu bir dönemde geçiyor. Siggi’nin babası bir polis ve bu yasağı denetlemekle görevlendiriliyor. Kitap boyunca hem babanın katı görev anlayışının hem de Siggi’nin bu durum karşısında şekillenen iç dünyasının izlerini görüyoruz. “Görev” kavramının insanlar üzerinde nasıl bir baskı kurabildiğini ve onları nasıl dönüştürebildiğini görmek etkileyiciydi. Konusu beni etkiledi. Ancak başlangıçtaki yoğun betimlemeler ve uzun anlatımlar nedeniyle zaman zaman dikkatim dağıldı; hikayenin yer yer uzatıldığını düşündüm. Buna rağmen konu ilgimi çektiği için okumaya devam ettim. İlerledikçe olaylar netleşti, anlatım akıcılaştı ve ben de hikayenin içine daha çok dahil oldum. Son sayfayı kapattığımda ise geriye “görev” kelimesinin ağırlığı kaldı. Tek bir kelimenin bile insan hayatını nasıl şekillendirebildiğini düşündüren, sabırla okunduğunda karşılığını veren bir kitap. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim.