Gönderi

9/10
·794 syf.··
2026 7. kitabı
#kitapyorumu KİMYA-İ SAADET EBU HAMİD MUHAMMED BiN MUHAMMED EL İMAM GAZALİ KİMYA-İ SAADET’E GİRİŞ Gökteki yıldızların, sahralardaki kumların, hava zerrelerinin, yağmur ve deniz damlalarının, ağaç yapraklarının sayısınca, sayı ve rakamla ifade edilemeyen hamd ve senalar; vahdet divanının sahibi ve azamet sarayının süsleyicisi olan Allah’a mahsustur. Onun birliğinin delilleri güneş kadar parlaktır. Sıfatlarının azameti kesin delillerle malûmdur. Onun yüce şanının kemalini ancak yine kendisi bilir, onun ezelî ilmine hakikate ezelî bilgisinden başka giden yol yoktur. O her türlü eksiklikten münezzehtir. Âdem onun hakikatini anlamanın aczi ve şaşkınlığı içerisindedir. Akıl yoluyla onun kemaline ulaşılmaz. Akıl yıldızları (Allah nurdur) mertebesinin başlangıcında batar. Hüner sahipleri, “Ben size can damarınızdan daha yakınım” merhalesinde ilerlemekten yorgun ve bitkin düşmüştür. Zâtını hakkıyla tanıyamamak aczini ve kusurunu göstermek, velilik mertebelerinin sonudur. Hamd ve senasına takat getirememek, peygamberlerin ona yaklaşımlarının sonudur. Fakat onu tanımaktan tamamıyla ümid kesmek de uzak bir sapıklıktır. Onu hakkıyla tanımak için benzetme yapmak ve misal getirmek de faydasızdır. Zira kulluk makamında ve hizmet dairesinde gerekli olan “Ben ancak insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım” ilâhî düsturunun mânâsına uyup gereğini yapmak ve hakikî mâbudun, kayıtsız şartsız yaratıcının şaşılacak işlerini ve azametli sıfatlarını düşünmekten bir an geri ve habersiz kalmamaktır. Böylece bütün âlemdeki nurun onun nurunun parıltısı olduğu, onun kudret denizinden seçilip yaratıldığı anlaşılır; “Mülk Allah’ındır” köprüsünden “Allah’tan başka bir şey yoktur” manzarasına geçilir. Milyonlarca salât ve selâm; insanların efendisi, peygamberlerin sonuncusu, seçkinlerin önderi, ilâhî sırların emini ve ilâhî huzurun perdesini açan Muhammed Mustafa’nın pâk ve nurlu türbesine ve İslâm milletinin divanını kuran, şeriat kanunlarını beyan eden ashâbına, ehl-i beytine ve bilhassa yüce kadir sahipleri Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’ye olsun. Bundan sonra bil ki, bu dünya ticarethanesinde dolaşan insanoğlu boş yere yaratılmamıştır. Hatta gökteki ve yerdeki bütün zerreler lisan-ı hâliye: “Ben boşuna yaratılmadım” der. Madde gözü ve ruh tılsımı; değişik işlerin, zıt şekillerin bulunduğu bir hikmet gemisi ve ibret aynasıdır. İnsanın dünyadaki varlığının bir başlangıcı var ise de, âhiretteki varlığı devamlı ve sonsuzdur. Maddî yapısı süflî ise de, mânevî ruhu ulvîdir. Yaratılışın başlangıcında tıynetinde kötü ve hayvânî vasıflar karışmış şüphesiz nefs “kötülüğü emreder” tuzağına düşmüş ise de, kötülükle mücadele çömleğinde ve iyiliği arama potasında bulanık, çirkin ve şeytanî sıfatlardan arınıp pâk olur. Ve “Ey mutmain nefs, Rabbine dön” nidâsıyla esfel-i sâfilinden (en aşağı dereceden) kurtulup a’lâ-yı illiyyîne (en yüksek dereceye) uçup ulûhiyet kapısında ve Rabbinin sarayının yakınında yuva yapar. Bil ki, esfel-i sâfilin nefsânî bir hâl olup şehvet ve kızgınlığa esir olmaktır. A’lâ-yı illiyyîn ise, rûhânî bir derece olup onun vasıtasıyle akıl, kızgınlık ve şehvete hâkim olup a’lâ-yı illiyyîn kullarının arasına girer, Cennetime gir hitabına mazhar olan kulların zümresine girer. İnsan, meyve eder ki, ondan bir an ayrıldığı takdirde, her türlü nimet ve rahatlığa sahip olan sekiz cennetle tesellî bulmaz. Demek ki, noksan ve aşağı yaratılan kötü nefisler, ancak mücâhede ve gerçeği arama inayetiyle arınabilir. Bakır ve pirinci kırmızı altın yapan maddî kimya zor ele geçtiği gibi, insanlık cevherini hayvanî bulanıklardan arıtıp melekler safiyetine eriştiren, onu altın gibi paslanmaz ve devamlı yapan mücâhede kimyası da zor ele edilir. Bu kitaptan maksat, hakikat ilacının eczâ ve bileşimini okuyucularına kolaylıkla açıklamaktır. Bu sebeple bu kitaba KİMYA-İ SAADET adını verdik. Bağışlayan Allah’tan niyaz ederim ki, onun adına uygun ve kimya gibi hizmete lâyık eylesin. Bilhassa bu kimya diğer kimyalardan üstündür. Hatta kimya adı buna hakikat, diğerlerine mecazdır. Çünkü onlara geçici hayatta bir miktar zâfiyet vermektir. Bu kimya ise, bizzat büyük nimetlerin ve ebedî hayatın sebebidir. Zira hayvanî sıfatları insanî sıfatlara nefsânî halleri rûhâniyete tebdil eden bu kimyadır ve yine ebedî mutluluğun rabıtası, sonsuz saadetin vasıtası bu kimyadır.
Kimya-i Saâdet (4 Cilt Takım)İmam Gazali · Arslan Yayınları · 19815 okunma
1 +1'leme
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.