Puan vermedi·139 syf.····Okunma: 22 Şubat 2026 21:19 Bu kitapta içinde yaşadığımız dünya düzenini ve varoluşu sorgularken anlamlandırmaya çalışırken bir yanda tüm bu olanları reddedip psikolojisinde kendi istediği, ya da belki de istemediği, bir hiçlik yaratan bir şizofren ile bir yanda bu şizofreninin farkında, hastalıklı düşüncelerini kaleme almaya çalışan masa başındaki adamı okudum.
Karakterin kendi iç sesiyle mücadelesini o kadar derin hissettim ki 'tekrar tekrar boğuyor ve diriltiyorum onu' sözleri 'her şey tekrar tekrar yaşanıyor bu döngüyü bir türlü kıramıyorum' serzenişi, saatin defalarca aynı noktada takılı kalması, okuru da adeta karakterin sancılarına davet ediyor yazar.
Yazarın kaleminde Rus edebiyatından esintiler, George Orwell'dan izler görülüyor. Eski ama bilinen kelimelerin kullanıldığı bu eseri 30'lu yaşlarda birinin kaleme almış olmasına şaşırdım açıkçası.
İlginç bulduğum ve üzerine notlar alıp, yeniden okumak istediğim bazı metaforları; TERAZİ, KARINCA, SUBAY, 'ZAMAN DÜZ BİR ÇEMBERDİR', MAMA, EKMEK, OTOBÜS.
Yazarın Tanrı'ya ve dinlere bakış açısını çok merak ediyordum sayfa 113 ve sayfa 114 de yer alan kısa saçlı adamlar ve uzun saçlı adamlar benzetmelerinde değindiği noktaları çok beğendim.
Arzular ve şeytan bakış açısını da çok beğendim kitaptan neredeyse 100 tane alıntı paylaştım kitabı merak edenler alıntı cümleleri okuyabilirler.
İki ezilen adamın hikayesindeki merhamet ve sineğin vızıltısı benzetmesi kitaptaki en sevdiğim bölümdü.
Okuması zor, ancak bir o kadar da keyifli ve düşündürücü bir kitaptı.
* Arzulamak bir şeyi acı çekmeden mümkün müdür kendisinde olmayan bir şeyi arzu eder ancak kişi ve kendisinde eksik olduğunu hissedecek kadar arzularsa bu ona acı verir
*Arzulamak büyük, yaşam küçük.
* Her şeye sahip olan bir Tanrı ne yapması gerektiğini ne kadar bilmiyorsa o da o kadar sahip olmayı beceremiyordu kendisine, sahip olduğu her şeye...
*Benim mamam gerçek mama, sen ise nefsine yenik düşüp o kokuşmuş şeyi yiyorsun.