Saygın simgebilim profesörü Robert Langdon, noetik bilimci Katherine Solomon’ın insan bilincinin doğasına dair sarsıcı keşiflerini açıklayacağı konferans için Prag’a gider; ancak işlenen bir cinayet ve Katherine’in aniden kaybolması her şeyi altüst eder. Yayımlanmak üzere olan kitabın, yalnızca bilim dünyasını değil, devlet kurumlarını da tedirgin edecek nitelikte olduğu anlaşılır. Langdon kendini Prag’dan Londra ve New York’a uzanan bir kovalamacanın içinde, bilimin bilinç üzerine bulguları ile kadim öğretiler arasında sıkışmış halde bulur. Zamana karşı ilerleyen bu gerilimli serüven, insan zihninin gücü ve gerçeğin kimler tarafından kontrol edildiği sorusunu merkezine alır — ancak asıl sarsıcı mesele, insanlığın “gerçek” sandığı şeyin sınırlarının yeniden çizilme ihtimalidir.