Selam! #Gölgesiz serisinin final kitabıyla geldim.
Çoğumuzun bildiği gibi Hakan, 4 yıl sonra Narin’in ödül alacağı gece ortaya çıkıyor. Öldüğünü sandığınız, yasını tuttuğunuz birini karşınızda görünce hiçbir şeyi kolayca kabullenemiyorsunuz elbette. Bu süreçte Narin’in adının anlamını taşıyamadığı yıllarına, çocuklarına hem anne hem baba oluşuna, karanlık zamanlara rağmen umudunu kalbinden hiç yitirmeyişine, gülümsemeyi unutmamak için mutlu günler dileyişine ve hayatın yükü omuzlarından taşsa da dimdik ayakta kalışına tanık olmuştuk.
Hakan ortaya çıktığında her şeyin değişeceğini düşünüyorsunuz. Ancak yıllarca yasını tuttuğu babasının da ölmediğini öğrenmesi, Narin için hiç kolay bir duygu değil. Bu kitapta Narin’in kabuğuna çekildiği, Hakan’ı yok saydığı anlara şahit oluyoruz. Oysa Hakan’ın görevi bitmemişken, tüm tehlikeyi göze alarak karısını kurtarmak için ortaya çıktığını biliyoruz. Hakan Kurt, Narin’in kalbini yeniden kazanmayı elbette biliyor.
Bu hikâyede sevgi sadece güzel ve kusursuz yanları değil; acıları, travmaları ve geçmişin kırık parçalarını da kabul etmek demek. Narin’in yaptığı gibi… Hakan’ın doğası ise koruyucu, sahiplenen ve kollayan bir sevgiye dayanıyor. Gözlerinde çocuklarına karşı hüzün, mutluluk, geç kalmışlık ve yetersizlik duygusu aynı anda var. Narin’i yaralarını gösterecek kadar seviyor ama aynı zamanda onu üzmemek için acılarını saklıyor. Yakınlaştırmak isterken sevgisi mesafe yaratıyor; çok sevdiği için kendini kapatıyor.
Sevmek = kabul etmek.
Çok sevmek = korumak (bazen kendinden bile sakınmak).
Sevgileri romantik olduğu kadar trajik de. İkisi de birbirini çok seviyor; biri açılırken diğeri kapanıyor. Bu durum bağlarını güçlendirdiği kadar onları hem kendilerine hem dünyaya karşı savunmaya da itiyor.
Yalnız ve çaresiz geçen gecelerde, onu bir kez daha görebilmek için dua eden Narin’in karşısına Hakan’ın 4 yıl sonra çıkması kırıcı olsa da sevgisi, kabullenmekten başka bir yol bırakmıyor. Geçmişlerini, kırılganlıklarını ve eksiklerini sahiplenmek onlar için hiç kolay olmadı. Onların sevgisi cesur bir sevgi; yakınlaşmak ve temas kurmak bir tercih değil, bir zorunluluk gibi.
Hakan ise sevgisini korumak üzerine kuruyor. “Seni üzmek istemem, sana yük olmak istemem” diyebilecek kadar fedakâr. Ancak bu fedakârlık korkuyu, güvensizliği ve yeniden kaybetme ihtimalini de beraberinde getiriyor. Biri “Gel, birlikte taşıyalım” derken diğeri “Sen hiç taşıma, ben saklarım” diyerek omuz veriyor. Bu yüzden hikâyeleri romantik olduğu kadar hüzünlü.
Çünkü gerçek yakınlık için sadece kabul edilmek yetmez; kendini gösterebilmek de gerekir. Sevgi onların arasında hem köprü kuruyor hem duvar örüyor. İki kişi de iyi niyetli; kimse kaçmıyor, sadece sevmeyi farklı anlıyorlar. Bu da ilişkilerini hem çok derin hem de biraz imkânsız kılıyor.
Birbirlerine sarıldıkları günlerin ardından Hakan’ın görevi için yeniden gitme zamanı yaklaşıyor. Narin ve çocuklarını İstanbul’da bırakmak korunaksız bırakmak demek. En güvenlisi onları Halit ile birlikte Trabzon’a göndermek. Ancak annesi, Hilal, Narin’in üvey babası ,Sezgin ve hâlâ ortaya çıkarılamayan içlerindeki hain, herkesi sürekli tetikte tutuyor. Hakan ve ekibinin bu hainin peşinden nereye sürükleneceğini siz de merak ettiniz mi?
Size daha fazlasını anlatmak isterdim ama spoi olur diye susmayı tercih ediyorum.
Şunu söylemeliyim ki Sinem=Demet olması başlarda Narin'i sarsar ama yanından ayırmaz. Demet'i Orhun ile aralarında yakınlaşma olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.Iclerindeki hain,Hakan'in annesinden,kardeşinden sakindigini,çocukları ile sürekli ajan oyunu oynadığını ve onlarin bazı gerçekleri saklamayı sağladıklarını da benden duymadınız. Finali ise benim için doyurucu olduğu gibi hak eden hak ettiğini buldu demeden geçemeyeceğim bir okuma oldu.
Sevgi ve kitapla kalin