İlk defa askeri kurgu okumak istedim, birkaç kitabın yorumlarını kıyaslayarak bu kitabı alıp okumaya karar verdim. Okumadan önce aşırı beğenen kişilerin yorumlarına bakarak bu kitabı aldım. Üstelik okumaya başlamadan önce seriyi de tamamlamak gibi bir hata yaptım. Yorumum ise spoiler içerebilir.
Kitabın konusu Kenan KRALŞAN -şöyle büyük harflerle yazalım bu soyadı- soyadının yüceliği gibi bir mafya babasıdır. Üstelik sadece yerel değil uluslararası mafyadır. Herkese hayatı zehir eden bu büyük mafyamızın iki zaafı vardır. Biri kız kardeşi Irmak diğeri ise kurtlar sofrasına sürdüğü baş karakterimiz Ahuzar. Diğer baş karakterimiz ise Kenan'ın sakladığı sırları ortaya çıkarmak için Tulpar adıyla Kenan'ın yanına gizli görevle yerleşen askerimiz Timur Tönge'dir. Timur Tönge görevi kabul ettikten sonra Ahuzar'ın da yardımıyla Kenan'ın güvenini kazanıp en yakın adamlarından biri olacaktır. Kenan'ın sakladığı suç örgütü ağını ortaya çıkarmak için çalışacaktır.
Kenan ve Ahuzar'ın yolları nasıl mı kesişiyor? Ahuzar savaş muhabirliği yapan bir ahudur. Gazeteci kimliği ile yapılacak sevkiyatları araştırırken işin ucunun Kenan'a ulaştığını fark eder. Araştırmalarında daha ileriye gidecekken yıllar önce kendisini ve kardeşi Biricik'i terk eden annesi Hülya'nın Kenan'ın babası ile evli olduğunu öğrenir. Araştırmayı burada bırakır ancak Kenan Ahuzar'ı bırakmaz. Cici annesinin kızı olduğunu da bilir. Büyük mafyamız Ahuzar'ın kendisine karşı gelmesinden sadistçe ve sapıkça bir zevk duyar. Kim olursa olsun aynı saniye cezasını kesen Kenan, Ahuzar'ın küfürlerini, ortalığı dağıtmasını, kendisine nefret kusmasını zevkle izler. Evrensel mafyamız yurt dışında mafyalarla işbirliği içindeyken gücü kendine geçirecek silahı almaya hak kazanır. Bu silah bir ulusu kolaylıkla yok edebilecek bir silahtır ve o yıl koruma sırası Kenan'dadır. Kenan'ın ihanet ederse ödeyeceği bedeli ise Ahuzar'dır.
Ahuzar savaş muhabirliği yaptığı birgün Beyrut'ta Türk askerlerini görünce yanlarına gitmek ister ama o sırada bir bomba patlar ve Ahuzar ölümcül bir yara alır. Bu Türk askerlerinden biri ise Timur Tönge'dir. Ahuzar'ın hayatını kurtarır ve Ahuzar bu yüzü unutamaz. Bu kazadan sonra savaş muhabirliğini bırakıp radyo sunucusu olur. Kimseden yardım istemeyen, kimsenin yanında ağlamayan, hep güçlü görünen Ahuzar sadece Timur'un yanında gardını indirir. Herkese ateş olan Ahuzar Timur'a su olur.
Timur Tönge ise çocukluktan gelen travmaları olan, genç, yakışıklı, boylu poslu, darağacı genellikle on kelime ile sınırlı olan askerimizdir. Timur'un annesi kendisini doğururken ölmüş, babası tarafından sevilmemiş, ablası tarafından büyütülmüş bir çocuktur. Ablası Güldeste, Timur'u babasından korumak için her şeyi yapmıştır. Ablasının ölümü ise ayrı bir olay ki bence kitapta en güzel kısımlar ablasının olduğu kısımlardı. Daha fazla yalnızlık, dram ve acı için boşuna öldüler.
Kitapta sevmediğim ilk şey küfür oldu. Bir edebi eserde neden bu kadar küfür olur ki? Zaten sınırlı konuşan Timur'un her iki sözünden biri küfür.
Diğer şey Kenan'ın tüm karaktersizliğine rağmen Ahu'ya bu kadar sabretmesi oldu ve bu oldukça mantıksız. Yani Ahu bile oldan ve kardeşin ile tehdit ediliyor olsan ona göre davranırsın.
Timur'un gizli görevde olup hemen tanınması ve Ahu'ya güvenmesi kurgudaki başka bir mantıksızlık.
Bence Ahuzar'ın hiç tanımadığı Timur'a bu kadar bağlanıp güvenmesi de kendi karakterine ters.
Aslında kurgu iyi olabilir ama olaylar kurguyu bambaşka yerlere götürüyor. Ben iyi ki bu kitabı okudum diyemiyorum ama merak edenler okuyabilir.
Kitaplı günler, keyifli okumalar...