Bir ayrılık hikâyesi gibi başlıyor ama aslında bu bir “büyüme” hikâyesi.
Bir babanın, baba olmayı öğrenişi.
Bir kadının, kendini kaybetmemek için gitmek zorunda kalışı.
Ve en çok da, bir çocuğun ortasında kaldığı sessiz savaş…
Joanna’nın gidişi bir kaçış mı, bir isyan mı, yoksa hayatta kalma çabası mı?
Ted’in dönüşümü geç kalmış bir fark ediş mi, yoksa gerçek bir olgunlaşma mı?
Bu kitap bana şunu düşündürdü:
Toplum roller dağıtır ama duygular o rollere sığmaz.
Bir evlilik biterken aslında kim kaybeder?
Haklı olmak mı önemli, iyi bir ebeveyn olmak mı?
Bazı kitaplar olay anlatır, bazıları vicdanı dürter.
Bu kitap ikinci grupta.