Puan vermedi·440 syf.····Okunma: 22 Şubat 2026 22:04 Annemin Uyurgezer Geceleri benim için hızlı okunup rafa kaldırılan bir kitap olmadı. Okurken sık sık durup düşündüm, bazı yerleri tekrar okudum. Çünkü bu kitap olay anlatmaktan çok duygu anlatıyor ve o duygular insana ister istemez kendi hayatını sorgulatıyor.
En çok etkilendiğim şey, annenin uyurgezerliği oldu. İlk başta bunu sadece fiziksel bir durum gibi düşünmüştüm ama sayfalar ilerledikçe bunun aslında bastırılmış geçmişin bir yansıması olduğunu hissettim. Gündüz güçlü duran, susan, her şeyi içinde tutan bir annenin; gece kontrolsüzce dolaşması bana bilinçaltının isyanı gibi geldi. Sanki gündüz sustukları, gece ortaya çıkıyordu.
Anne–çocuk ilişkisi de çok gerçekçiydi. Okurken yer yer anlatıcının annesine duyduğu öfkeyi, yer yer onu koruma isteğini ben de hissettim. Bu çelişki bana çok tanıdık geldi. Çünkü çoğu zaman ebeveynlerimizi ya tamamen güçlü ya da tamamen hatalı görmeye eğilimliyiz. Oysa bu kitap, annenin de yaraları olan bir insan olduğunu hatırlatıyor. Bu yönüyle beni en çok düşündüren şey şu oldu: Annemizi gerçekten ne kadar tanıyoruz?
Kitabın dili sade ama duygusu ağır. Öyle büyük olaylar, dramatik kırılmalar yok; daha çok içsel çözümlemeler var. Zaten kitabın gücü de burada. Sessiz ilerliyor ama etkisi derin oluyor. Bazı cümlelerde kendimi yakalanmış gibi hissettim. Özellikle geçmişin çocuklar üzerinde bıraktığı izler anlatılırken.
Bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün kaldı. Büyük bir şaşkınlık ya da sarsıcı bir finalden çok, yavaş yavaş çöken bir farkındalık hissi vardı. Bu kitap bana, travmaların sadece yaşayan kişide kalmadığını; bazen farkında olmadan aktarıldığını düşündürdü.
Kısacası, Annemin Uyurgezer Geceleri benim için bağırarak değil, sessizce etkileyen bir roman oldu. Eğer karakterlerin iç dünyasına inmeyi, psikolojik derinliği ve aile ilişkilerinin karmaşık yapısını okumayı seviyorsanız, bu kitap sizi de yakalayacaktır.