Günün kitap yorumu Ölü kızlar
Bu kitabı okurken sürekli “Ben ne okuyorum ya?” diye düşündüm ama kötü anlamda değil. Hani bazı kitaplar vardır, çok sakin bir dille anlatılır ama anlattığı şeyler bayağı sarsıcıdır… İşte tam olarak öyle.
En tuhaf gelen şey, yazarın korkunç olayları bile neredeyse günlük bir şey anlatır gibi yazması. Böyle dramatik, ağlak bir hava yok. Tam tersine, hafif alaycı bir ton var. Bu da insanı daha çok rahatsız ediyor aslında. Çünkü ortada ciddi suçlar var ama anlatım soğukkanlı.
Karakterlere gelince… Kimse tam “iyi” değil. Serafina mesela; ona acıyorsun mu, sinir mi oluyorsun, emin olamıyorsun. Herkes gri. Bu da kitabı daha gerçekçi yapıyor bence. Çünkü hayatta da çoğu insan siyah-beyaz değil.
Kitabı bitirdiğimde içimde böyle tuhaf bir his kaldı. Büyük bir dram okumuş gibi değil de, kirli bir gerçeğe tanık olmuş gibi. Bence en güçlü tarafı da bu: Bağırmadan, abartmadan çarpıyor.
Kısacası, kısa ama etkisi uzun süren bir kitap. Rahatsız eden ama düşündüren türden.
Toplumun ikiyüzlülüğü ve çıkar ilişkileri içinde, suçun ve adaletsizliğin nasıl normalleşebildiğini göstermek.
Kitap aslında sadece bir cinayet hikâyesi anlatmıyor. Daha derinde, insanların güç, para ve itibar uğruna neleri görmezden gelebildiğini anlatıyor. Suç işleyenler kadar, susanlar ve görmezden gelenler de bu düzenin bir parçası hâline geliyor.
Yani ana mesaj şu gibi:
Toplum çürümüşse, suç bireysel olmaktan çıkar; sistemin bir sonucu olur.
Keyifli bir okumaydı tavsiye ederim.