·1464 syf.····Okunma: 20 Şubat 2026 17:52 RÜZGÂR GİBİ GEÇTİ - MARGARET MITCHELL
Çok uzun zamandır okumak istediğim ve uzun zamandır da kitaplığımda beklettiğim bir kitaptı. Okumaya bir türlü elim gitmiyordu, sebebi sanırım çok kalın olmasından kaynaklıydı biraz da dilinden korkuyordum açıkçası. Sevgili takipçilerim tarafından bana en çok tavsiye edilen kitaplardan biriydi ve bu tavsiyelere artık daha fazla kayıtsız kalamadım ve kitaba başladım. Ben bir ay gibi bir sürede okudum fakat ciltlerin arasına kitaplar koyarak ilerledim. Arka arkaya okumak istemedim.
Öncelikle bu zamana kadar okuduğum en güzel kitaplardan biri olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Gerçekten çok ama çok güzel bir kitaptı, bu kadar ertelediğim için okurken kendimi çok kızdım. Ama ne demişler geç olsun güç olmasın. Gerçekten hiç zor olmadı okumak akıp gitti ellerimden aşırı akıcı bir kitaptı üslubu çok güzeldi, kitabı okumadan önceki korkumun ne kadar yersiz olduğunu anladım daha ilk sayfalardan.
Bunun haricinde sadece bir aşk romanı okumuyorsunuz, kitabın içerisinde Amerikan iç savaşı ile ilgili bir çok bilgi yer alıyor ve kitabı okurken bir şeyler de öğreniyorsunuz. Ayrıca savaşın bir toplumu ne hale getirdiğini, insanların birbiriyle olan ilişkilerini, sınıf farklarının insanlar üzerindeki etkilerini, ekonomik zorlukların insanın nereye sürüklediğini, açlık karşısında yapabileceklerini vs birçok şeyi de gözler önüne seriyordu.
Kitabımızın ana karakteri Scarlett isimli bir kadın. Kendini çok seviyor, çok beğeniyor, yaşadığı yerde herkes ona ilgi duyuyor fakat onun kalbi sadece Ashley için atıyor. Fakat bu aşk Scarlett’i çok başka yerlere sürüklüyor…
Ben kitabın ilk yarısında kendisini hiç ama hiç sevmedim gerçekten yaptığı şeylerden dolayı ondan nefret ettim diyebilirim, fakat sonrasında onun olaylar karşısındaki duruşu, toplumun kadını soktuğu kalıpları asla kabul etmemesi ve içinden nasıl geliyorsa öyle hareket etmesi beni gerçekten etkiledi. Ben bu karaktere sadece tek bir noktada kızdım: içinden geçenleri açıkça gurur yapmadan söylememesi. Bu yüzden kitabın içine girip onu boğasım geldi diyebilirim. Aslında bir çok karakter var hepsini tek tek burada anlatmak istemiyorum fakat şunu söyleyebilirim ki her bir karakterin yaşadığı şeyler içinize işliyor yazar çok güzel bir üslup kullanmış dediğim gibi her yazdığı şey okuyucuya geçebiliyor.
Kitap bitmesin diye yavaş yavaş okudum düşünün 1464 sayfalık kitabı bitmesin diye yavaş okumak… Dört cilt değil de on cilt olsa 20 cilt olsa bile okurdum o derece. Çok beğendim yani nasıl ifade edebilirim duygularımı bilmiyorum. Bazı kitaplar vardır sizi çok etkiler bazı kitaplar vardır sizi büyüler. Ben bu kitapta büyülendim. Sanki o topraklarda orada yaşayan insanlarla aynı şeyleri yaşıyormuş gibi hissettim. Yazılan her şey kafamda o kadar net bir şekilde canlandı ki filmini izlemek istemiyorum ama izleyeceğim galiba merak ediyorum çünkü. Yazarın oluşturduğu karakterler ayrı ayrı bir mesaj niteliğindeydi. Mesela Melanie ve Scarlett birbirinin tam zıttı karakterler olmasına rağmen aralarındaki bağ ile gözlerimi doldurdu hep. Ashley ve Rhett de aynı şekilde zıt karakterlerdi fakat bu ikisinde gözlerim dolmadı aksine sinirlerim zıpladı. Kitabın sonunda çok büyük bir Üzüntü yaşadım beni gerçekten şok eden bir son oldu hiç böyle bir şey beklemiyordum çünkü. Daha farklı şeyler beklediğimi biliyorum, okuyanlar beni anlayacaktır diye düşünüyorum.
Bu yüzden de az önce de dediğim gibi keşke kitap daha uzun olsaydı. Daha fazla uzatmak istemiyorum, lütfen okuyun bu kitabı.