hayat akıyor, yağmur yağıyor, insanlar bir yere yetişmeye çalışıyor. ben ne yapıyorum? yağmurda ıslanıyorum, yetişmeye çalıştığım bir yer yok, eve gidince nerede kaldın diyecek biri yok. bakarsan özgürüm bir hayli.
düştüm, ama göğe…
hayatlarımızı hayat yapan hayatın içindekilerdi, tek başınalığımda durgunlaşırken benim için buzluk hazırlığı yapan hocamdı yaşamı yaşam kılan. sırtımı sıvazlayan dudağını böyle büzmüş görmeyeceğim seni diyen ablamdı. bismillah de ve korkma kızıkam diyenim… hıyanetten daha zalim olan merhamet beni hayatımdan bu yaşıma kadar vazgeçirdi ihmal ettirdi, kendime dağ olmalıyım deyip çıktığım bu yolda; ellerim kanadı, gittiğim yolda benim kadar yoruldu ama sorarsan daima tebessümle bakarım göğe. düştüm dedim ya göğe… insan kendi oluşturduğu dramın oyuncusu, başka dramaların küçümseyicisi. bana kalırsa her hayat çok kıymetli ve bu bir çan değil yarış yok. lakin insan öyle ki acı da bile yarışır oluyor. zerafet ve net bir üslupla buralardan bir ben geçtim demek için bu video kıymetli. insan her şeyini kaybedince anlıyor ki hiçbir şeye de ihtiyacı yok, bir yer yatağı ve kitaplar… beni “hiçliğe” bu denli yaklaştıran yaşam sillesi. hamdolsun acılarımıza hamd ki rabdan gelen hoştur. ben yolumu bulurum, inancı olan kişi asla kaybolmaz… böyle çıkmıştık yola değil mi? ha gayret. Hû