Gönderi

Önsöz:
Puan vermedi·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 13:54
“Mayıs 2025 te Uluslararası Booker Ödülü'nü kazanmak, hayatımda bir dönüm noktası oldu. Yalnızca bir yazar olarak değil; hikâyelerini hem karanlıkta hem de şafakta, küçük birer lamba gibi ellerinde taşıyan bir kadın olarak da. O andan itibaren yolculuğum epey coşkulu ve aynı zamanda mahcup ediciydi. Dünya, kelimelerime kapılarını açtı; ben de karşılığında, hiç adım atmadığım ama kendimi hep bağlı hissettiğim diyarlardaki, dillerdeki ve ülkelerdeki okurlara kalbimi açtım. Kalp Lambası bu onura layık görüldüğünde, jüri başkanı Max Porter bugün bile zihnimde yankılanan bir tespitte bulunmuştu. Bu öykü seçkisindeki hikâyelerin belli bir evrensellik taşıdığını; çünkü ataerkilliğin tek bir bölgeye, tek bir dine, tek bir siyasi iklime veya tek bir döneme hapsolmadığını söylemişti. Ataerkillik, sessizce yol alır ve dünyadaki tüm toplumlara derinlemesine kök salar. Sadece kamusal alanda değil, evlerin içinde; o besleyici, samimi ve güvenli olması gereken mahrem alanlarda en can yakıcı hâliyle beliriverir. Ataerkillikten çoğu zaman erkekler taratından dayatılan bir sistem olarak bahsedilir. Ancak her gün yaşadığımız hakikat bundan çok daha karmaşıktır. Bu yük, sıklıkla kadınlar tarafından omuzlanır, korunur ve aktarılır: Dünya zalim olduğu için kızları adına korkan anneler; erkek kardeşleri büyüyebilsin diye küçülmeyi öğrenen kız kardeşler; hayallerini özenle katlayıp evin kuytu köşelerine kaldıran eşler; sessizliği bir miras gibi devralan kız çocukları... Bu bir tercih değil; evlerimizin duygusal ve kültürel dokusunun yüzyıllar boyunca itaati ödüllendirip, "kendin olmayı" cezalandıracak şekilde örülmüş olmasının sonucudur. Kadınlar, hem sevginin taşıyıcısı hem de bazen kendilerini yaralayan kuralların taşıyıcısı hâline gelirler. Bu çelişki beni her zaman hem büyülemiş hem de hüzünlendirmiştir; Kalp Lambası'nın merkezinde de işte bu yatar. Yine de niyetim suçlamak değil, anlamaktır. Bu hikâyelerdeki kadınlar yalnızca birer kurban değil; aynı zamanda özgürlük arayıcıları, şefkatin muhafızları ve imkansız alanlarda anlam yaratanlardır. Onların cesareti, kalp atışları gibidir. Kitabımın ulaştığı tüm çeviriler arasında, bu Türkçe baskının bende bilhassa samimi bir yeri var. Türkiye bana hiçbir zaman uzak gelmedi. Tarihi, şiiri, müziği, inanç ve şefkatin o iç içe geçmiş sarmalı, insanının ruhundaki de-rinlik... Bunlar her zaman kendi duygusal coğrafyamda yankı bulmuştur. Hindistan'da yaşayan Müslüman bir kadın olarak; maneviyatın yalnızca ibadethanelerde de-ğil; nefeslerde, mutfaklarda, ninnilerde ve gurup ışığının o sessiz huzurunda yaşadığı kültürlerle hep derin bir bağ hissettim. Aramızda bir aşinalık var; sizin toprağınızla benimki arasında. Farklı diller konuşuyor, hakikatlerimizi farklı metaforlara sarıyor, aşka ve kedere başka isimler veriyor olabiliriz fakat içimizdeki kalp atışları aynıdır. İnsanlık hâlinin sesi tektir, sadece melodileri çeşitlidir. Kalp Lambası; dayanan, dünya onları unuttuğunda bile kendini hatırlayan, yaralardan güzellikler nakşeden, sessizlik daha güvenli hissettirdiğinde dahi konuşan ve elleri titrese bile o lambayı yakan kadınlar içindir. Bu kitabı Türk okuruna bir duayla sunuyorum: Bu hikâyelerde kendinizle karşılaşmanız dileğiyle… Eğer; ister Konya'da, İstanbul'da, Mardin'de, Ankara’da olsun, ister bir sayfiyede; ister sessiz bir evde, ister şehir hayatının gürültüsü içinde tek bir kadın bile bu sayfaları okurken görüldüğünü, güçlendiğini ya da en basit hâliyle iç dünyasında kendisine refakat edildiğini hissederse, bu kitap amacına ulaşmış demektir. Şu an bu kitabı açan Türk okuruna: Suların ötesinden, ümitvar bir kalple, ışıldayan bir lambayla ve hâlden anlayan bir sessizlikle size elimi uzatıyorum. Dilerim yaktığım bu küçük lamba, içinizde bir yerleri aydınlatır. Sevgi, minnet ve dua ile, Banu Mushtaq”
Alıntı
Kalp LambasıBanu Mushtaq · Budala Kitap · 2026929 okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.