Gönderi

Puan vermedi·360 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 11:00
Kitapla ilgili söylemek istediğim çok şey var ve bunlardan ilki maalesef ki hayal kırıklığına uğradığım. Yazarın bu tarz hafif fantastiklik barındıran kitaplarını bayılarak okumuştum. Bu yüzden bu kitabın konusunu okuduğumda ve kapağının güzelliğini gördüğümde beklentim tavan yapmıştı. Ancak okuduğumda gördüm ki karakterler pek benlik değillerdi. Kitabın konusu harikaydı. Eileen'in yaşadığı çöküş sonrası kulübeye kaçmak isterken kendini en sevdiği romanın kasabasında bulması müthişti. Oradaki karakterlerle bağ kurması vs de güzeldi ama oraları çok bayılarak okuduğumu söyleyemem. Nihayetinde onun okuduğu bir kitaptı ve biz de onun gözüyle bakıp karakterleri hem tanımaya hem de tavırlarını anlamaya çalışıyorduk ki ikisini birlikte yapmak zorlayıcıydı. Özellikle kadın karakterler için kimin kimle akraba/arkadaş olduğunu ezberleyene kadar biraz zorlandım. Anders'e gelecek olursak... (Buradan sonrası spoilerli olacak.) Kasabanın huysuz kitapçısının sahibi olması çok iyiydi. Romcomlarda böyle şeyler klasiktir zaten. Tanışma şekilleri ve içine düştükleri zorunluluklar tam böyle kitaplarda istenen şekilde heyecan vericiydi ama en başından beri Anderson'un kitap karakteri olmadığı belliydi bence. Bütün olaylara hakimiyeti ve hatta Eileen gerçeği fark ettiğinde onu teselli edişi bile karakter olamayacağının kanıtıydı. Merak ettiğim tek şey kim olduğu ve kasabaya nasıl girdiğiydi ama sanırım olayların yavaşlığı ve durgunluğundan, bunu öğrenmeyi heyecanla bekleyemedim. Öğrendikten sonra ise tam olarak hayal kırıklığına uğradım. Eileen'in en sevdiği yazarın nişanlısı olması bana pek uygun gelmedi. Üstelik Anders, nişanlısını kaybetmeye katlanamayacak kadar üzgün ve bi çare olarak kaza yerine gitmeye çalışıp kasabaya gitmişken... Nişanlısından sürekli ve yoğun bir sevgiyle (olması gerektiği gibi) bahsederken... Eileen de yazarla bizzat tanışmış, sohbet etmiş, hatta hatırlamasa bile Anders ile yazar sayesinde birkaç kez aynı ortamda bulunduğunu fark etmişken... Anders'in Bea'yı görünce kaldığı ikilem bile yeterliydi zaten ikisinin birlikte olmaması gerektiğini anlamak için. Bu yüzden ilk defa bir kitabın başkarakterlerini ayrı ayrı sevmiş olsam da bir araya gelmelerini istemedim. Eileen eve döndükten sonra kendini güzelce toplamış ve kendine yeni bir yol çizmişti, öyle bitse daha mutlu olurdum. Ya da Anders, o serinin yazarının nişanlısı değil de başka biri olsaydı. Evet, en çok bunu isterdim. Kitabı sevmedim desem yalan olacak ama gönül rahatlığıyla sevdiğimi de söyleyemiyorum. Asla kötü değil ama bence bu güzelim konu daha farklı bir şekilde işlenebilirdi. Bu ikilemde kaldığım için puan vermeyeceğim.
Büyülü Bir Aşk HikâyesiAshley Poston · Yabancı Yayınları · 202689 okunma
·
80 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
exlerine bu kadar takik olduklari halde (anders daha beter) birbirlerini seviyor olmalari o kadar yapmacikti ki. olen nisanlisinin hayalindeki kasabaya girip bir de orda baska bi kadini sevmesi rachel olsak yuzune tukururduk
Birebirrrr aynı düşünüyorum yani bu ölü yazarımız andersin kız kardeşi olsa onunla çok bağlı olduğu için buradan çıkmak istemese o kadar tatlı olurdu ki, kıza beraber döneriz diyor sonunda bea geldiği için vazgeçiyor.. erkek karakter gerçekten bi noktada rahatsız etti ve açıkcası buncaaa zaman geçiyor elbet bi iletişime geçebilirdi bu kadar zaman sevdiğin birinden uzak kalmak gerçekçi değil..