Puan vermedi·360 syf.····Okunma: 25 Şubat 2026 11:00 Kitapla ilgili söylemek istediğim çok şey var ve bunlardan ilki maalesef ki hayal kırıklığına uğradığım. Yazarın bu tarz hafif fantastiklik barındıran kitaplarını bayılarak okumuştum. Bu yüzden bu kitabın konusunu okuduğumda ve kapağının güzelliğini gördüğümde beklentim tavan yapmıştı. Ancak okuduğumda gördüm ki karakterler pek benlik değillerdi.
Kitabın konusu harikaydı. Eileen'in yaşadığı çöküş sonrası kulübeye kaçmak isterken kendini en sevdiği romanın kasabasında bulması müthişti. Oradaki karakterlerle bağ kurması vs de güzeldi ama oraları çok bayılarak okuduğumu söyleyemem. Nihayetinde onun okuduğu bir kitaptı ve biz de onun gözüyle bakıp karakterleri hem tanımaya hem de tavırlarını anlamaya çalışıyorduk ki ikisini birlikte yapmak zorlayıcıydı. Özellikle kadın karakterler için kimin kimle akraba/arkadaş olduğunu ezberleyene kadar biraz zorlandım.
Anders'e gelecek olursak...
(Buradan sonrası spoilerli olacak.)
Kasabanın huysuz kitapçısının sahibi olması çok iyiydi. Romcomlarda böyle şeyler klasiktir zaten. Tanışma şekilleri ve içine düştükleri zorunluluklar tam böyle kitaplarda istenen şekilde heyecan vericiydi ama en başından beri Anderson'un kitap karakteri olmadığı belliydi bence. Bütün olaylara hakimiyeti ve hatta Eileen gerçeği fark ettiğinde onu teselli edişi bile karakter olamayacağının kanıtıydı. Merak ettiğim tek şey kim olduğu ve kasabaya nasıl girdiğiydi ama sanırım olayların yavaşlığı ve durgunluğundan, bunu öğrenmeyi heyecanla bekleyemedim. Öğrendikten sonra ise tam olarak hayal kırıklığına uğradım.
Eileen'in en sevdiği yazarın nişanlısı olması bana pek uygun gelmedi. Üstelik Anders, nişanlısını kaybetmeye katlanamayacak kadar üzgün ve bi çare olarak kaza yerine gitmeye çalışıp kasabaya gitmişken... Nişanlısından sürekli ve yoğun bir sevgiyle (olması gerektiği gibi) bahsederken... Eileen de yazarla bizzat tanışmış, sohbet etmiş, hatta hatırlamasa bile Anders ile yazar sayesinde birkaç kez aynı ortamda bulunduğunu fark etmişken...
Anders'in Bea'yı görünce kaldığı ikilem bile yeterliydi zaten ikisinin birlikte olmaması gerektiğini anlamak için. Bu yüzden ilk defa bir kitabın başkarakterlerini ayrı ayrı sevmiş olsam da bir araya gelmelerini istemedim. Eileen eve döndükten sonra kendini güzelce toplamış ve kendine yeni bir yol çizmişti, öyle bitse daha mutlu olurdum. Ya da Anders, o serinin yazarının nişanlısı değil de başka biri olsaydı. Evet, en çok bunu isterdim.
Kitabı sevmedim desem yalan olacak ama gönül rahatlığıyla sevdiğimi de söyleyemiyorum. Asla kötü değil ama bence bu güzelim konu daha farklı bir şekilde işlenebilirdi. Bu ikilemde kaldığım için puan vermeyeceğim.