Işıl Atabey…
Naifliğiyle dikkat çeken, güzelliğinin ardında derin yaralar taşıyan genç bir kadın. Ailesinin statüsünden doğan ağır baskılardan yorulmuş, her direnişi duvarlara çarpmış biri. Sonunda ailesinin mutlak kontrolüyle, ismi değiştirilerek yurt dışına gönderilir.
Hayata tutunduğu tek şey ise resimdir. Ruhu, kelimelere dökemediği tüm duyguları tuvallere sığdırır. Kuramadığı cümleler, fırça darbelerinde hayat bulur. Hayallerine yalnızca bir adım kalmıştır: hazırladığı sergi…
Ta ki sergi günü yaşanan o korkunç olaya kadar.
Uğradığı silahlı saldırı, yalnızca hayatını değil, varlığını da paramparça eder. Kaosun ortasında babası onu apar topar ülkeye getirir. Ancak yaşananların en acı tarafı, Işıl’ın yıllardır resim yaptığı elini artık kullanamıyor oluşudur.
Babası, kızını koruyabilmek ve saldırının arkasındaki isimleri ortaya çıkarabilmek için zor bir karar alır. Bu karar, Işıl’ın özgürlüğünden bir kez daha vazgeçmesi anlamına gelir. Kabullenmesi neredeyse imkânsızdır.
Ecevit Demirhan…
“Yıkım” lakaplı bir asker. Onun olduğu yerde hiçbir şey sıradan değildir. Dağlarda, şehirde, arazide ya da yurt dışında… Nerede olursa olsun, onun sözlüğünde “imkânsız” diye bir kelime yoktur. Hayatını, ömrünü vatanına adamıştır. Gülmek ona yabancıdır; kelimelerle arası yoktur. Sessizlik, en sadık dostudur.
Şimdi ise kendisine verilen son görev için şehre iner. Görevin başına getirilme şartını anlamlandıramasa da onun için tek bir gerçek vardır: Görev, görevdir.
Bir yıl boyunca evli kalacak, çevreye kusursuz bir evlilik görüntüsü verecek iki yabancı…
Bir yanda özgürlüğü bir kez daha elinden alınan, hayata tutunmak isteyen Işıl.
Diğer yanda iletişim kurmayı bile bilmeyen, duvarlarla çevrili bir adam: Ecevit.
Aynı evde, aynı yaşamın içinde, tek bir amaç uğruna bir aradadırlar.
Ecevit’in sert kabuğunun altındaki değişim, Işıl’ın kalbini acıtan sözlere rağmen gösterdiği kabulleniş…
Yavaş yavaş birbirlerinin hayatına sızan iki yaralı ruh.
Ve tüm bunların gölgesinde, geçmişten bugüne uzanan ihanetler ve ortaya çıkmayı bekleyen gerçekler…
Yazarın bu eserdeki kurgusuna hayran kaldım. Akıcılığı, karakterleri ince ince işlemesi son derece başarılıydı. Ecevit’in içinde sıkışıp kalmış çocuk ruhunu ve Işıl’ın yarım kalan hayallerini öylesine etkileyici anlatmış ki…
Devamı için çok beklemek zorunda kalmayız umarım.