·773 syf.····Okunma: 26 Şubat 2026 07:27 Bu kitaba başlamadan, bende derin hisler oluşturacağını biliyordum. Lakin bu kadar uzun bir romanın anlatımının güzel ve akıcı olması gerekiyordu ki ben keyif alabileyim ki öylede oldu ve Yüzbaşı Selahattin’in Romanı bende özel bi yer edindi. Bu kitabı bende özel kılan bir diğer özelliği ise gerçekliğiydi. Birinci Dünya savaşını ve milli mücadeleyi yaşamış bir askerin gözünden bize yansımasıydı. Yüzbaşı Selahattin’i, arkadaşlarını, o vatan sevgisini yüce ruhlarında barındıran ecdadımızı bu kitapla öyle güzel yad ettim ki, yokluktan değil varlığı, nasıl bir vatanı var edebildiler bunu gördüm, ne kadar minnet duysam ne kadar gurur duysam azdır ecdadıma. Böyle bir neslin evladı olarak, vatanın her karışına, tek bir taşına nasıl sahip çıkmalıyız derseniz sabırla okuyun arkadaşlar, özellikle gençlerimize, evlatlarımıza bizden sonra gelecek Türk gençlerine okutun yüzbaşı Selahattin’i. Zira daha anlamlı bakabiliriz bastığımız her bir karış toprağa.
Romanın başı ve sonu yüzbaşı Selahattin’in askerlik dışındaki anılarından oluşuyor, ki o kısımlar da osmanlının son dönemleri ve Türkiye’nin ilk yıllarındaki yaşam hakkında güzel nüanslar vermiş. Geç kaldığım bir roman olmuş açıkçası, daha önce okumadığım için üzüldüm. Okumak isteyenlere, tarih sevenlere kesinlikle tavsiye edebilirim, hatta okuyun ve okutturun. Kitaplı günlerimiz çok olsun.
Not: Kitabın kalınlığı sizde önyargı oluşturmasın lütfen, akıp gidiyor şayet zamanınız varsa ;)