·752 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Şubat 2026 15:16 Serinin 4 . Cildini oluşturan bu kitap 7. Ve 8. Kitaplardan oluşuyor. 339. Gecede Şehrazat Tunç kentinin olağanüstü öyküsünü anlatıyor. Bu öyküde de halife küplere hapsedilmiş cinlerin öyküsünü merak eder. Bir adamı görevlendirir. Bu adam Tunç kentine gider orada çeşitli olağanüstülükler görür. Daha sonra küpleri alıp halifeye getirir. Halife küpleri açarak içindeki cinleri serbest bırakır.
Kitabın ikinci öyküsü olan İbn-i Mansur ile İki Genç Kızın Öyküsü'nde halifenin gece uykusu kaçtığından İbn-i Mansurdan bir hikaye anlatmasını ister İbn-i Mansur da ona iki genç kızla tanıştığını ve adı Sitti Bedr olanın aşığından ayrıldığını öğrenir sebebi de yanındaki köle kızmış çünkü Sitti Bedr'in aşığı bu ikisini öpüşürken görmüş ve kendisini terk etmiştir. Bunun üzerine İbn-i Mansur mektuplarını birbirlerine ulaştırarak kavuşmalarını sağlamış. Tüm bunları dinleyen halife hikayenin sonuna doğru uyuyakalıyor.
353. Gece olunca Şehrazat, Kasap Vardan ile Vezir Kızının Öyküsünü anlatır Sürekli kendisinden alışveriş yapan bir kadın kasap Vardan'ın dikkatini çeker. Bunun üzerine Vardan genç kadını takip eder ve yer altındaki bir odaya girdiğini görür. Kadını gizlice gözetleyen Vardan , kadının içeride bir maymunla birlikte olduğunu görür. Fırsatını bulunca gidip maymunun kafasını keser ve kadınla evlenir.
355. Gece olunca Yeraltı Sultanı Yemliha'nın Öyküsünü anlatır . Danyal adlı ünlü bir tip bilgini ömrünün sonlarına doğru tüm bilgi birikimini oğlu Hasib'e güvenli bir şekilde aktarmanın yollarını düşünür ve tüm bilgilerini beş sayfalık kağıda özetler. Ama biraz düşündükten sonra bunun da özetinin olduğunu düşünür ve beş sayfayı da bir cümlede özetler bunu bir kağıda yazarak eşine verir ve eşine der ki : Bunu Hasip anlayacak yaşa gelince ona ver der ve tüm kitaplarını denize atar. Bilgin öldükten sonra Hasip büyür ama ne okur ne de bir işte başarılı olur annesi Bunun üzerine Hasib'i evlendirir. Ve oduncu olması için ona ip ile bir katır alır. Hasip oduncularla odun toplamaya gittiği bir gün yer altında 20 küp bal bulur bunu alması için diğer oduncular Hasib'i aşağı gönderirler tüm küpler çıkınca Hasib'e pay vermemek için onu orada bırakıp giderler annesi ve eşine de Hasib'i kurtlar yedi derler . Hasip bir yerden ışık sızdığını görünce orayı baltasıyla genişletmiş ve içeri girmiş içeride bir taht görmüş oraya oturunca yer altı Sultanı Yemliha'nın yanına ulaşmış. Yemliha ona yiyecek ve ikramda bulunduktan sonra ona Belkiya'nın Öyküsünü anlatmış Belkiya'nın babası ölünce, Belkiya sarayda ne var ne yok incelemiş bir odada bir parşömen görmüş. Parşömende İnsanoğlunun, ecinnilerin, kuşların ve hayvanların efendisi olmak isteyen kimse Hz Süleyman'ın gömütünün bulunduğu Yedi Denizler Adası'ndaki yüzüğü bulmalıdır, yazıyormuş. Buraya gitmek için Belkiya yardımcısı Affan ile birlikte önce Yemliha'nın yanına gitmiş ve ondan aldığı bitki özünü ayak tabanlarına sürerek yedi deniz üzerinden yürüyerek geçmiş. Her denizi geçince bir çok olağanüstü şeyle karşılanmışlar . Yedinci denizi geçince bir ağaç görmüşler tam meyvelerini yiyecekken bir dev çıkmış ve bu meyvelerden yerseniz ikiye bölünürsünüz çünkü bu ağaç yasaklı elma ağacıdır demiş. Bunun üzerine oradan uzaklaşıp başka ağaçlardan meyve yemişler Adanın içinde bir salonda Hz Süleyman'ın mezarını bulmuşlar. Affan yüzüğü almak için gerekli sihirli sözcükleri söylemiş ancak heyecandan büyülü sözcükleri tersine söylemiş. Bunun üzerine üzerine bir damla düşmüş ve Affan yanarak kül olmuş. Bunu gören Belkiya hemen oradan denize doğru kaçmış. Orada dururken bir ordu ecinninin geldiğini görmüş. Ecinniler onu liderlerine götürmüş. Ecinnilerin lideri Kral Sahr ona ecinnilerin tarihini anlatmış. Sonra bir ecinni Belkiya'yı sırtına alarak ülkesine bırakmış. Belkiya eve dönerken yol üstünde ağlayan bir delikanlı görmüş ve öyküsünü öğrenmiş:
Kederli Yakışıklı Delikanlının Öyküsü
Bu delikanlı Afganistan'a Hüküm süren Şah Taygamus'un oğluymuş. Bir avuç sırasında bir ceylanın peşine düşüp yedi hizmetkarı ile kaybolmuşlar bir adaya ulaşımca orada oturan bir adama nerede olduklarını sormuşlar ama adam belden yukarısı bir tarafa diğer kısmı başka bir tarafa hareket edip delikanlının adamlarından üçünü yemişler. Buradan hemen kaçmışlar. Başka bir adaya ulaşınca sadece maymun görmüşler maymunlar delikanlıyı kral seçmiş be yanındaki üç adamı da komutan seçmiş ve gulyabanilerle savaşmaya gitmişler. Gulyabanileri yenince delikanlı ve arkadaşları Karıncalar Vadisine kadar kaçmışlar. Ama burada dev karıncalar üç arkadaşını da yemiş. Oradan kaçıp bir grup insanin yanina varmış onlara kendini Şah Taygamus'un oğlu Canşah olduğunu söylemiş ama kimse konuşmamış o da biraz yemek yiyip çarşıya çıkmış çarşıda bir tellal bin dinar ve bir esire kazanmak isteyen varsa benimle gelsin demiş. Canşah tellalı takip etmiş. Bir yahudinin yanina gelmiş Yahudi onu bir dağa götürüp ona bir bıçak vermiş ve bıçakla katırın karnını yarıp içine girmesini söylemiş. Canşah denileni yapınca dev bir kuş gelip katırı yuvasına götürmüş. Orada Canşah katırın içinden çıkmış dev kuş korkup kaçmış Canşah oradaki elmasları aşağı Yahudiye atmış ama Yahudi elmasları alıp Canşah'ı orada bırakmış. Canşah dağın tepesinde iki ay yürüdükten sonra bir saray görmüş orada sadece bir ihtiyar varmış. İhtiyar ona demiş ki bu sarayda kal altı ay sonra cinler gelince seni ülkene bırakırlar bu süre boyunca sarayın tüm odalarını gezebilirsin yalnız şu odaya girme demiş delikanlı tamam demiş ama o odaya da bakmış orada üç güvercin görmüş sonra bu güvercinler kıyafetlerini çıkarıp üç genc kıza dönüşmüş ve suya girmişler. Cansah hemen kıyafetlerini almış kızlar Canşahtan kıyafetlerini isteyince Canşah küçük kızla evlenmek istemiş küçük kız kabul etmiş evlenmişler. Kız onu cin olan babasının sarayına uçurmuş orada biraz kaldıktan sonra Canşah eve dönmek istemiş eşiyle eve dönmüşler . Tekrar kızın babasının ülkesine dönerlerken yolda bir su görmüşler karısı Şemsa suya girmiş ama bir yılan Semsa'yı topuğundan sokarak öldürmüş. Canşah onu oraya gömmüş ve kendine de bir mezar kazmış orada ağlıyormuş. İşte Belkiya'nın da başına gelenler böyleymiş. Bunlardan çok etkilenen Hasib eve dönmek istemiş Yemliha ona demiş ki git ama asla hamamda yıkanma yoksa yok olursun demiş. Yıkanmayacağına söz veren Hasip eve dönmüş zengin bir tüccar olmuş ancak bir gün zorla hamama götürülüp yıkanmış orada hemen Hasib'i tutuklayıp vezire götürmüşler vezir cüzzam olan padişahı iyileştirmezsen seni öldürürüm demiş. Hasib ben iyileştiremem hiçbir şey bilmiyorum deyince Vezir sen Yemliha'nın yanından geliyorsun çünkü hamama girenler Yemliha'nın yanından gelince karınları kararır. Bunun üzerine Hasib mecburen veziri Yemliha'nın yanına götürmüş. Yemliha ona iki kavanoz süt vermiş ve Hasib'e demiş ki birinci kavanoz padişah için ikincisi Vezir için padişah ilk kavanozu içince hemen iyileşmiş. Vezir de ikinci kavanozu içince şişmiş ve patlayıp ölmüş. Padişah ölen Vezir yerine Hasib'i Vezir yapmış. Annesi , Hasib'in babası Danyal'ın verdiği kağıdı Hasibe vermiş. Kağıtta şunlar yazılıymış: TÜM BİLİM BOŞTUR. ÇÜNKÜ TANRININ KULLARINA BİLGELİĞİN KAYNAKLARINI GÖSTERMEK ÜZERE SEÇTİĞİ KİŞİNİN ORTAYA ÇIKMASININ ZAMANI GELMİŞTİR. ONUN ADI MUHAMMED'DİR.
374. Gece olunca Şehrazat Ruhun Çiçekli Tarhları ve Zarafet Bahçesi adlı kitaptan öyküler anlatmış :
Harun Reşid ve Yel Öyküsü'nde gözleri için ilaç arayan bir adamla dalga geçmek için ona rüzgar ve ayışığı güneş ışığı gibi şeyleri döverek melhem yapmasını öneren halifenin yardımcısına gözleri görmeyen adamın iki tane osurukla teşekkür etmesi anlatılır.
Genç ile Öğretmeni Öyküsü'nde bir genç ile öğretmenin birlikte şiir okumasını anlatır(!)
Olağanüstü Torba Öyküsü'nde Bir Kürt bir tezgahtaki torbayı alınca tezgahtar bunun kendisinin olduğunu ve Kürd'ü hırsızlıkla suçlamış bu nedenle kadı huzuruna çıkmışlar Kürd torbanın kendisine ait olduğunu ispat etmek için içinde şehirler köleler hayvanlar ve değişik bir sürü şeyin olduğunu söylemiş. Tezgahtar da içinde esirler askerler kentler ülkeler olduğunu söylemiş torbaya bakan kadı içinde birkaç portakal kabuğuyla biraz zeytin çekirdeği görmüş.
Harun Reşid Aşk Yargıcı Öyküsü'nde münasebetsiz bir fıkra anlatılıyor ve buna benzer pek çok müstehcen fıkra anlatıyor.
Ve 399 geceden sonra 8. Kitaba geçiyor.
8. Kitap Goncagül İle Dünya Tatlısı'nın hikayesini anlatıyor. Dünya tatlısı diye biri vezirin kızı Goncagül'e aşık oluyor. Vezir bunu öğrenince kızı uzak bir adada birkaç saraya kapatıyor. Dünya Tatlısı da peşinden gidip onunla evleniyor. Diğer hikaye de
Abanoz Atın Sihirli Öyküsü
İranlı bir sihirbaz bir şah'a abanozdan yapılmış uçan bir at veriyor şahın oğlu atla uçup başka bir ülkedeki bir şahın kızını kaçırıyor. Sonra onunla evleniyor.Şah sonra atı parçalıyor.
Fındıkçı Delile'nin Hilelerinin Öyküsü
Halife Güve Ahmet ile Felaket Hasan adlı iki suçluyu güvenlikten sorumlu görevliler olarak atayınca Delile ben bunlardan daha düzenbazım ve onlara bunu kanıtlayacağım der. 4 kişiyi dolandırıp paralarını ve mallarını alır. İş halifeye kadar gidince halife Delile'yi yakalaması için Güve Ahmet'i görevlendirir. Delile'nin kızı Zeynep Güve Ahmet ve kırk adamını kandırıp çırılçıplak soyup elbiselerini alır. Bunun üzerine Felaket Hasan görevi devr alır. Ve Delile ile konuşup ona güvence verdikten sonra onu halifenin yanına götürür. Halife derdinin ne olduğunu sorunca ölen kocasının güvercinlere baktığını ve halifenin bunun için kendisine maaş verdiğini söylemiş. Kendisi bu görevi devr almak istediğini söylemiş halife bu görevi ona verince Delile de herkesin malını ve parasını geri vermiş.
Delile ve Kızı, Cıva Ali ile Yahudi Azarya'nın Öyküsü
Ne kadar suç işlese de yakalandığında bir şekilde kurtulmayı başaran Cıva Ali adında biri varmış bu kişi Felaket Hasan'ın arkadaşıymış Felaket Hasan arkadaşını yanına çağırmış.
Cıva Ali, Delile'nin kızı Zeynep'i görünce ona aşık olmuş ama Zeynep onu kandırıp bir kuyuya atmış bir şekilde kuyudan çıkan Cıva Ali dayısı her ne olursa olsun Zeyneb'i ister. Delile eğer dayısı Zurayk'ı ikna ederse Zeynep'le evleneceğini söyler. Zurayk dükkanına astığı para dolu keseyi kim alırsa Zeyneb'i ona vereceğini söylemiş. Cıva Ali bir şekilde parayı almış ama Zurayk Yahudi Azarya'nın sarayından büyülü eşyalarını çalabilirse Zeynep'i vereceğini söyler. Azarya'nın sarayına giden Cıva Ali, Azarya tarafından eşek ayı ve köpeğe dönüştülür. Bir tacir köpek Ali'yi evine götürür. Orada tacirin kızı babasına baba utanmıyor musun benim yanıma genç erkekleri getirmeye babası da bu köpekten başka kimse yok yanımda der kızı da bu bir insan büyülü eğer benimle evlenirse onu eski haline çeviririm der köpek başıyla onaylar . Ancak o sırada çıkan hizmetçi kız tacirin kızına sana bu sihri ben öğrettim ben de evlenmek istiyorum der bunun üzerine Cıva Ali ikisi ile evlenir. O sırada daha önce Ali'yi görüp ona aşık olan Azarya'nın kızı babasını öldürüp kafasını Ali'ye getirip onunla evlenmiş. Eşyaları alıp Zeynep'le de evlenip Azarya'nın sarayına yerleşmiş.
En son hikaye de Balıkçı Cevder in hikayesini anlatiyor.
Babasi ölünce Cevder ve kardeşlerine büyük bir miras kalıyor ancak kardeşleri kendi paylarını bitirip Cevder'e dava açıyorlar sen bizim hakkımızı yedin diye bu şekilde Cevder'in de parası bitiyor. Cevder bir ağ alıp balık tutarak annesine bakıyor. Kardeşlerini de acıyıp affediyor sonra onlara da bakıyor. Sonra bir gün nehrin kenarında balık tutarken bir adam gelip diyor ki beni bağla ve suya at eğer önce elimi görürsen gel beni kurtar ama ayaklarımı görürsen bil ki öldüm. O zaman katırımı ve eşyalarımı falanca yere götür sat . Cevder denileni yapar bir süre sonra adamın ayaklarını görür katırı alıp götürür. Ertesi gün başka bir adam gelir yine aynı şeyi yapar o da ölür. Üçüncü gün bir başkası dener ve bu sefer elleri görünür. Cevder onu kurtarır. Sonra adamdan her şeyi öğrenir meğersem adam Hz. Süleyman'ın cok değerli ve özel güçleri olan eşyaları peşindeymiş. Ancak bunları alabilmesi için Cevder'in de o adamla gitmesi gerekiyormuş. Adam Cevder'e bin dinar verir. Cevder bu parayı annesine verir. Ve adamla birlikte hazineyi aramaya gider. O sırada Cevder'in kardeşleri annesinden bin dinarı alır ve annesini sokağa atar. Cevder adamla giderken yolda adam elini heybesine her attığında hangi yiyeceği istiyorsa o yiyecek çıkar içinden neyse hazineyi bulup çıkarırlar adam da Cevder'e hizmetleri karşılığında bu heybeyi verir. Cevder annesini bulmaya gider annesini dilenirken bulur. Onu eve götürür ve haybeden bahseder. Annesi ile birlikte mutlu yaşarlarken kardeşleri gelir Cevder tekrar affeder onları. Ama kardeşleri Cevder'i aldatıp bir gemi kaptanına satarlar. Sonra heybeyi zorla annelerinden alırlar. Ve bu şekilde kendi aralarında heybe için kavga ederken padişah onlari yakalayıp zindana atar heybelerini de ellerinden alır. Cevder bilmediği bir ülkede kendisine heybeyi veren adamı görür ve ona başından geçenleri anlatır. Adam Cevder'e bu sefer Hz. Süleyman'ın bir yüzüğünü verir ve bu yüzük sihirlidir. Elinle yüzüğü ovalarsan bir cin çıkar ve her istediğini yapar der. Cevder annesini bulup kendilerine bir saray yaptırır. Sonra kardeşlerini ve heybeyi kurtarır. Sonra padişahın kızıyla evlenir. Ancak yine kardeşleri ona ihanet eder. Ve Cevder'i zehirleyip öldürürler. Sonra onlar kendini aralarında anlaşamayıp ölürler. Cevderin karısı yüzüğü ve heybeyi parçalayıp yok eder . Böylece 4. Cild sona erer.