9/10
·207 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 00:00
Öncelikle kitabın açıklama kısmına geçmeden kitabı okurken çok keyif aldığımı belirtmek isterim. Yazar Zaniyeler kitabı üzerinden toplumu o kadar sert bir dille eleştirmiş ki yazarın kaleminin ustalığına şaşırıyor insan. Özellikle yüksek kesimdeki siyasetçilerin, şairlerin, milliyetçi gözüken gazetecilerin ve halkın üzerinden zengin olan insanların ikiyüzlülüğü ve gerçek yüzleri çok güzel anlatılmış. Savaş zamanında bile askerlerin üzerinden zengin olanların ve eğlencelerinden vazgeçmeyen yüksek tabakanın yaşantısını okuyunca insan günümüzü de canlandırıyor zihninde. Aradan yüz yıl geçmesine rağmen sanki bugünleri anlatmış yazar. Büyük ihtimalle günümüzde yazılmış olsaydı yasaklanması kaçınılmazdı eserin. Hülasa kitapta geçen kadınların ahlaksızlığından ziyade memleketi soyanların ahlaksızlıkları anlatılmış. Kitapta tek beğenmediğim kısım eğlence yaşantıları anlatılırken sanki aynı şeyler tekrarlanıyormuş gibi oluyor. Kitabın genel incelemesine bakacak olursak, yazarımız Selahattin Enis’in çok öfkeli ve karamsar olduğunu görüyoruz eserinde. Normalde çok sakin olan yazar belki de toplumun dayanamadığı bozukluklarını anlatırken sert dil kullanıyor. Kitabın ilk ismi Fitnat’ın Sergüzeşti olsa da sonradan Zaniyeler olarak değiştiriliyor ve ilk baskısı 1923 yılında yapılıyor. Çok güzel genç bir kız olan Fitnat’ın hayatı ve yaşadığı pişmanlıklar onun günlükleri ile anlatılıyıor. Herkese keyifli okumalar.
1000Kitap
ZaniyelerSalahaddin Enis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025803 okunma
·
809 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ellerine emeğine sağlık güzel bir yazı oldu… Zaniyeler, İstanbul’un Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki karmaşasını ve toplumun yozlaşmış yüzünü cesurca gözler önüne seren bir roman. Salahaddin Enis, sadece savaşın fiziksel etkilerini değil, insanların iç dünyasındaki çatışmaları, sınıf farklarını ve ahlaki çöküşleri de derinlemesine anlatıyor. Kitabı okurken, karakterlerin hem kendi arzuları hem de toplumsal baskılar arasında sıkıştığını fark ettim; bu durum okurken hem düşündürüyor hem de insanın kırılganlığını hissettiriyor. Romanın dili zengin ve detaylı; sahnelerin betimlenişi öylesine canlı ki, tiyatro salonlarının kalabalığı, sokaklardaki fısıltılar ve evlerdeki gizli hesaplaşmalar sanki gözlerinizin önünde canlanıyor. Enis’in anlatımı, okuyucuyu pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp karakterlerin duygularına ortak ediyor. Ben en çok karakterlerin içsel hesaplaşmalarını ve küçük detaylar üzerinden verdiği yaşam gerçekçiliğini beğendim. Kitap bittiğinde, insanın kendi iç dünyasıyla ve toplumla kurduğu bağları sorgulamadan edemiyorsunuz. Özellikle savaşın gölgesinde sıradan hayatların nasıl etkilenebileceğini görmek, kitabın en güçlü yanlarından biri. Enis, dramatik bir abartıya kaçmadan, gerçekçiliğini koruyarak hem dönemin sosyal portresini hem de bireysel trajediyi ortaya koyuyor. Bu yönüyle Zaniyeler, tarih, psikoloji ve sosyal eleştiriyi harmanlayan, okuyucuda derin bir etki bırakan bir eser.
Sayfalarayolculuk
Gönderi Sahibi
Evet efenim sizin de incelemeniz tam isabet olmuş. Nedem bu kadar ses getirmemiş günümüzde bu eser şaşırdım ben