·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Şubat 2026 23:44 Daha önce Deli İbram Divanı ile tanıştığım Ahmet Büke’nin tarihsel kurmaca romanı Kırmızı Buğday’ı da aynı keyifle okudum.
Yıl 25 Nisan 1915…
Dünya harp içinde. Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na uzanan bu hikâyenin merkezinde ise toprak var.
Düşmanın ayak bastığı, beylerin hüküm sürdüğü ama alın teriyle var edilen toprak…
Toprağı bereketlendiren köylü.
Uğruna can veren,kanı dökülen yine köylü.Toprak söz konusu olduğunda beylerden önce ilk isyana kalkan yine köylü.
Savaş,yalnızca cephede yaşanmıyor.
Kuraklık, açlık, yokluk ve adaletsizlik; geçimini topraktan sağlayan halkı sessizce tüketiyor. Devlet tüm varlığını orduya ayırırken, halk yoksullaşıyor; buna rağmen tuzu kuru beylerin düzeni değişmeden sürüyor.Çünkü zengin toprak beyleri,düşmanla işbirliği haline geliyor.
Bir yanda bizi hem Avrupa’dan hem Anadolu’dan sökmek isteyen İngilizler,
diğer yanda kurtuluşu yine onlarda arayan bir Padişah ve hükümet.
Topraksız, kölelikten gelme Arap Ali ise bu düzen karşısında boyun eğmeyen; vatanı için cepheden cepheye savrulan gerçek bir halk yiğidi.Teğmen Cemil, savaşın yükünü omuzlarında taşıyan,adaletsizliğe karşı yorulsa da vicdanını bir pusula gibi kullanıp,onurundan taviz vermeyen naif bir ruh.Gani Dayı’nın merhameti harbin ve kıtlığın ortasında ayakta kalmaya çalışan bir milleti umutla doyuran koca bir yürek.Maya,umudun ve yaşama tutunmanın süt kokulu yüzü…
Her birinin ayrı hikayesi olsa da,ortak amaç vatan toprağını düşman işgalinden kurtarmak.
Ve tüm bu hikâyenin içinde hafızama kazınan bir simge:
Hayıt Çiçeği.
Not:Deli İbram Divanı’nı okuyanlar varsa,Deli İbram neden bu hale geldi sorusunun cevabını da bu kitapta bulabilir.Ayrıca aynı kitabın karakteri Köstenli Yusuf’u da direniş savaşı verirken görücez.