Sokrates’in Savunması, bir mahkeme konuşmasının ötesinde, düşünmenin bedeline dair bir metindir. Platon burada hocasının kendini nasıl savunduğunu değil, hakikat karşısındaki duruşunu kaydeder. Sokrates suçlamalara cevap verirken aslında Atina’nın değer yargılarını sorgular.
Metnin en çarpıcı yönü, Sokrates’in ikna etmeye çalışmamasıdır. O, jüriyi memnun etmeye değil, gerçeği söylemeye yönelir. Bilgelik iddiasında bulunmaz; aksine bilmediğini bilmenin bilgelik olduğunu savunur. Bu tavır, dönemin sofist anlayışına açık bir karşı çıkıştır. Bilgi, retorik bir güç değil; sorgulama cesaretidir.
Sokrates’in gençleri yoldan çıkardığı ve tanrılara inanmadığı iddiaları, aslında düşünsel özgürlüğe duyulan korkuyu yansıtır. O, insanların kesin sandıkları bilgileri sarsar. Bu nedenle rahatsız edicidir. Savunma boyunca görülen şey, bir filozofun hayatını kurtarmaya çalışması değil; düşünme hakkını savunmasıdır.
Ölüm cezası verildiğinde bile geri adım atmaması, metni trajik olmaktan çıkarıp ilkesel bir metne dönüştürür. Sokrates için önemli olan yaşamak değil, doğru yaşamaktır. Haksızlığa uğramak, haksızlık yapmaktan daha iyidir düşüncesi, onun ahlaki omurgasını oluşturur.
Apologia, bir savunma değil; felsefenin kamusal alandaki ilanıdır. Sokrates burada yalnızca kendini değil, sorgulamanın kendisini savunur. Bu yönüyle metin, düşünmenin tarihsel manifestolarından biridir.