·160 syf.····Okunma: 28 Şubat 2026 12:51 Livaneli severlere harika bir haberim var. Engereğin gözü kitabı harika eserlerinden biriymiş ve ben bu lezzeti tadan şanslı okurlardan olduğumu düşünüyorum
Kitabın çok tatlı ve farklı bir üslubu var. Zaten yazar kendisi de bu benim dilim değil anlattığım dönemin ve karakterin dili diyor.
Her ne kadar 17. Yüzyıl dönemini anlatıyor gibi görünse de kitap asla bir tarihi roman değil. Tarihi bir dekor olarak kullanmış yazar.
Çocukluğunda Afrika'daki ailesinden koparilip hadım edilmiş ve Haremağası olmuş siyah bir kölenin gözünden herkesin merak ettiği her türlü entrikanın ve şehvetin yaşandığı, çok kişinin çok şey anlattigi ve birçoğunda yanildigi sarayın harem kısmını ve orada dönen olayları bir tarihi dekor şeklinde alıp Hareagasinin gözüyle bizlere insan soyunun özünün duygularını noksan ve zayıflıklarını heveslerini hassasiyet ve korkularını tüm çıplaklığıyla izah ediyor.
Yüzlerce insanın ölüm emrini sıfır duygu ve ölüm sessizliğinde verebilen hükümdarlar tahtan düşüp kendi ölümlerinin gerçeğiyle yüzleşince ne kadar korkak ve çaresiz hissettiklerini, ölüm karşısındaki acziyetlerini derin ve yoğun bir anlatımla izah etmiş yazar.
HÜKÜMDARIN ÖLÜMÜ KULUN ÖLÜMÜNE BENZEMEZ... Kitaptaki en dehşet verici cümlelerden biriydi benim için.
Yazar kitapta bazı tarihi olayları da kurguyu zenginleştirmek için elbette dahil ediyor ama ne bir tarih ne bir kronoloji ne de bir isim zikretmiyor pek. (Geçmişe dair var bir iki isim , anlattığı döneme dair yok)
Osmanlı hanedanında Padişah olan kişilerin kardeşlerini taht kavgalarının önüne geçebilmek adına bugünkü tabiriyle "devletin bekası" adına katledişlerinin insan doğasında açtığı yara bir devlet adamı gözüyle değil de bir insan gözüyle değerlendirilip bazi insani duyguların izahı yapılmış. Tüm bu gelenek ve kanunlar içerisinde kardeşinin tahta geçişiyle kalan bebekler dahi tüm taht varislerinin boğazlandığı bir dönemde ölümden son anda kurtarılan bir şehzadenin tahttan, onu ölümden kurtaran Validesinin indirmesine rağmen tüm geleneği yok edip kendi çocuklarının yaşamasını yeniden sultan olmaya tercih eden bir devrik sultana tanıklık ediyoruz.
Çok etkileyici idi bu karar. Kitabı en çok güzelleştiren kısımlardan biriydi dilinin yanında.
Bekle Benideki hayal kırıklığından sonra Livaneli ile buzları erittigimize sevindim.
1996 da yayımlanan ilk romanının bu kadar başarılı oluşu da ayrıca takdire şayan.