Puan vermedi·408 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Şubat 2026 15:27 Bu kasabada kadın olmak başlı başına bir suç gibiydi. Kadınların tehlikeli olduğuna, erkekleri baştan çıkaran gizli bir büyü taşıdıklarına inanılıyordu. Bu yüzden 16 yaşına gelen her kız, “arınmak” için bir yıl boyunca kasabadan sürgün edilirdi. Bu sürgüne Erdem Yılı denirdi ve o yıl hakkında konuşmak kesinlikle yasaktı. Çünkü herkes biliyordu ki, Erdem kızlarının gözlerinde saklanan karanlık sırlar vardı… Tierney ise kendi Erdem Yılı yaklaşırken korkmak yerine gerçeğin peşine düşmeye karar veriyor.
Konusu zaten başlı başına çarpıcıydı ama beni asıl etkileyen yazarın anlatım gücü oldu. Okurken sadece olayları takip etmiyorsunuz; karakterlerle birlikte hissediyorsunuz. Bir sayfada öfkeleniyor, diğerinde huzursuz oluyor, sonra bir anda boğazınız düğümleniyor. Atmosfer öyle güçlü ki kendinizi sürekli tetikte hissediyorsunuz; sanki kasabanın sessizliği bile bir şey saklıyor gibi.
Elinizden bırakması kolay olmayan, gerilimle duyguyu ustaca harmanlayan bir hikâye. Okudukça insanın içini kemiren o soru ise hep aynı kalıyor: Gerçekten lanetli olan kızlar mı, yoksa onları sürgüne gönderenler mi?