·668 syf.····Okunma: 25 Şubat 2026 12:04 Genel olarak yorucu bir okumaydı. Evren kapsamlı diyebileceğim, tatlı düşünülmüş bir evren. Farklı bir dünya ve düzen okuyoruz. Sanıyorum kitabı ergen yaşlarımda okusam çok daha beğenebilirdim ancak şu yaşımda başrol kızımız Tessa'nın trip ve tavırları bana cinnet geçirtti diyebilirim.
Hemen evrenden kısaca bahsedeyim: Kurgudaki dünya, kast sisteminin hakim olduğu, farklı ırklardan oluşan fantastik bir dünya. Bu dünyanın en üst tabakasında ise Mirasçılar denilen bir ırk bulunmakta. Mirasçılar büyü güçlerini tek başlarına belli bir kademeye kadar kullanabilmekteler: tam güce ulaşmak için ise "Kaynak" dedikleri Fae'lere ihtiyaçları var. Mirasçılar, kurdukları sistemle birlikte adeta kurbanlık koyun gibi akademide yetişen tüm Fae'leri, Seçilme Töreni'nde -elementlerine göre- seçiyor ve belli ritüeller akabinde onları kaynakları olarak himayeleri altına alıyorlar. Kaynaklar, doğduklarından itibaren itaatkâr ve boyun eğen bir anlayışta olmaları için eğitilirken Mirasçılarla aralarındaki ilişki efendi-köle ilişkisine dayalı bir sistem üzerinedir. Buna ek olarak "kurt adam" evrenindeki gibi aralarında bir bağ mevcut ki bu da birbirilerini arzulamalarını, sahiplenmelerini, birbirlerinden uzak kaldıklarında acı çekmelerini ve duygu düşüncelerini anlayabilmelerine yol açıyor. Dipnot: Yalnızca kadınlar Kaynak değil. Erkekler de bu sistemin kurbanı.
Yukarıda anlatılan evrene göre konu az çok anlaşılmıştır diye düşünüyorum çmögbsçhswh Başrolümüz Theon, bir Mirasçı. Seçilme töreninde ise asla bir Kaynak olmak istemeyen Tessa'yı kendine Kaynak olarak seçerek felaketlerin kilidini açmıştır. Zira Tessa bir "Kaynağın" olması gerektiği gibi ne itaatkâr ne de sessizdir.
Kurgudaki dünya düzenini baz aldığımızda Tessa'nın ergen triplerinin fazlaya kaçtığını düşünüyorum. Zaten o dünyaya doğarak hayatı boyunca "kaynak" olma eğitimleri almış birine göre çelişkili tavırları vardı. Theon ile aralarındaki ilişkinin ne için olduğu başından beri belliyken sevgiliye trip atar gibi tripler atmaktan kitap boyunca vazgeçmedi. Bir yerden sonra inanılmaz gına geldi artık. Elbette Theon da sütten çıkmış ak kaşık değil ancak bahsi geçen dünyadaki Mirasçılara ve "babasına" bakarak Tessa'ya karşı inanılmaz sabırlıydı. Kızı fiziksel hiçbir şeye zorlamadı, isteyerek hor görmedi fakat bunların hiçbiri Tessa'da bir anlam ifade etmedi. Hatta öyle felaketlere sebep oldu ki çıldırmamak elde değildi. Tamam! En dik başlı, en özgürlükçü sensin Tessa, anladık.
Ve açtığı tüm felaketlere rağmen asla pişmanlık duymaması, pişmanlık duyduğunda da Theon'un, ona verdiği -ki bence kesinlikle hak ettiği- cezasına karşı tekrar üste çıkıp mağdur edebiyatı yapmasına DE-LİR-DİM! Bir dur artık ya!
Bunun dışında ilerleyiş açısına bakarak gereksiz uzun bir kitap olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Zira kitap boyunca Tessa'nın triplerinden, ona dur sus denilmesinden başka bir şey yaşanmadı pek. Evreni öğrendiğimiz bir giriş kitabı oldu. Aynı sahnelerde adım saymak bir noktada sıkıcı olmaya başladı ki puanın bir kısmını da bu yüzden kırdım. Sevdiğim bir tarz olduğu için ve birinci kitapta hiçbir şey yaşanmadığı için devam kitabını da okuyacağım. (Güncelleme: devam kitabında sıkıntıdan patladım. Yine çok uzun ve yavaş ilerleyen bir kitap olmuş. Çeyreğinde bırakıp atlayarak tamamladım.)
Kitaba puanım: 5/10