Puan vermedi·416 syf.··
2026 12. kitabı
Bu kitabı bitirdiğimde uzun süre kapağını kapatıp öylece düşündüm. Çünkü “iyi” dediğimiz şeyin ne kadar göreceli olduğunu yüzüme çarptı. Bir apartmanda yan yana yaşayan insanların aslında birbirlerini ne kadar az tanıdığını, hatta bazen hiç tanımadığını fark ettim. En çok hoşuma giden şey, olayların tek bir pencereden anlatılmaması oldu. Her bölümde başka bir karakterin zihnine giriyoruz ve haklılık kavramı sürekli yer değiştiriyor. Başta birine kızarken birkaç sayfa sonra ona hak vermeye başlıyorsunuz. Yazar bunu öyle sakin ve gerçekçi yapmış ki, kurgu olduğunu unutup “Gerçek hayatta da böyle değil mi zaten?” diye düşünüyorsunuz. Kitapta gerilim yüksek ama bağırarak değil; sessiz, sinsice ilerleyen bir gerilim var. Apartman koridorlarında yankılanan fısıltılar gibi… Kim doğru söylüyor, kim bir şey saklıyor, kim gerçekten masum — hepsi bulanık. Ve bu bulanıklık beni sayfalara daha çok bağladı. Ayrıca karakterlerin kusurlu oluşu çok gerçekti. Kimse tamamen iyi ya da tamamen kötü değil. Hepimizin içinde sakladığı küçük bencillikler, korkular ve savunmalar var. Sanırım kitabın en çarpıcı yanı buydu: “İyi komşu” olmak gerçekten ne demek? Benim için sadece bir polisiye değil, aynı zamanda insan psikolojisine dair bir sorgulamaydı. Okurken kendimi de yargıladım: Acaba ben dışarıdan nasıl bir komşuyum? Ya da başkalarını ne kadar kolay etiketliyorum? Kısacası, temposu yavaş ama etkisi kalıcı bir kitap. Bitince hikâye bitmiyor; insanın zihninde devam ediyor. Ve bence iyi bir kitap tam olarak bunu yapmalı.
İyi KomşularM. T. Edvardsson · Martı Yayınları · 0293 okunma
·
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.